1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. BAŞBAKAN ERDOĞAN BUNU NİYE ANLAMIYOR? - Önder Aytaç
BAŞBAKAN ERDOĞAN BUNU NİYE ANLAMIYOR? - Önder Aytaç

BAŞBAKAN ERDOĞAN BUNU NİYE ANLAMIYOR? - Önder Aytaç

Hz. Ömer efendimizin (r.a.), hilâfeti döneminde İslâm diyarında bilhassa Medine’de çok şiddetli hissedilen bir kıtlık yaşandı.

A+A-
1. Hz. Ömer efendimizin (r.a.), hilâfeti döneminde İslâm diyarında bilhassa Medine’de çok şiddetli hissedilen bir kıtlık yaşandı. Koca Ömer, başını yere koyar ve Cenab-ı Allah’a “Allah’ım, benim yüzümden Ümmet-i Muhammed’i helâk etme!” diye dua ederek yalvarırdı.
 
2. Bu, bir sorumluluk şuuru olduğu kadar, aynı zamanda bir gerçektir de. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’de okuyoruz ve merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinde de detaylı olarak anlatılıyor. Hz. Musa (a.s.), kavminden o kavmin temsilcileri konumundaki 70 kişiyi seçerek Tur Dağı’na çıkardı. Bu 70 kişi, orada Hz. Musa’ya Cenab-ı Allah’ın konuşmasına şahit oldu. Gerçi Hz. Musa gibi vahyi duymadılar, fakat bu vahyin ortamına ve bütün işaretlerine şahit oldular. Ne var ki, buna rağmen “Ey Musa, Allah’ı açıkça görmedikçe inanmayız!” dediler. Çünkü onların akılları gözlerindeydi ve göz ise maneviyata kördü.
 
3. Bunun üzerine Hz. Allah (c.c.), üzerinde bulundukları dağı dehşetli bir şekilde sarstı. 70 kişi ölüm derecesinde yere serilirken, Hz. Musa (a.s.) başını yere koydu ve “Allah’ım, içimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helâk eder misin…?!” diye yalvardı ve af dilendi.
 
4. Cenab-ı Allah bunu Kur’ân’da anlatırken, bütün bir İsrail Oğulları’na “Böyle yaptınız!” der. 70 kişinin yaptığı neden bütün bir kavme mal ediliyor? Fethullah Gülen kasetlerinde bunu şöyle açıklamakta: “Onlar, kavimlerinin temsilcileriydi; her bakımdan bütün bir kavmi temsil ediyorlardı. Allah, öndekilerin kalplerine bakar.”

 
5. Bir zamanlar bir başbakanın yönetimi sırasında memleketinde felâket hiç eksik olmazdı. İnternette yine o yöreyle ilgili bir felâket haberini okurken, Halim Baba’nın; “bu zat başta kaldıkça bu yöreden felâket eksik olmayacak!” dediğini duymuştum ve bir kenara da bunu o zaman not etmiştim.
 
6. Her gün sabahları kalktığımda kanalları, bilhassa haber kanallarını tararım, “Acaba yine bir felâket yaşandı mı” korkusuyla, bunu yaparım. Bunu bazıları yanlış anlamasın diye yazıyorum; çok yakın çevremden tanıdığım ve 30-35 yıldır tanıdığım insanların -ve dahi anacığım ve babacığımın- 6 aydır her gün fasılasız hacet namazı kılıp dua ettiklerini biliyorum / görüyorum / yaşıyorum. Ülkenin ve baştakilerin salâh ve ıslahı için bunu yaptıklarını çok iyi biliyorum... 12 Haziran 2011 seçim akşamından bu yana da, zafer sarhoşluğuna dönüşen bu âdeta psikolojik travma halinin de hala bazılarında fazlasıyla devam ettiğini de görüyorum ve çok da üzülüyorum…
 
7. Ali Ünal’ “Ustalık Dönemiyle İlgili Üç Endişe”
başlığıyla yazdığı makalesinde bu durumu somut bir biçimde anlatması söz konusu idi. Ancak artık ne yazık ki, her gün bir değil, birkaç felâket haberiyle karşılaşıyoruz, değil mi? Ve sarsılıyoruz ve bunları artık öyle kanıksıyoruz ki, tebrik edilmesi gereken Fatih Terim’in gösterdiği kadarcık bile olsa, bu duyarlılığı göstermesi gerekenler, sanki hiç göstermiyorlar mı ne?..
 
8. Ülkenin başında kara bulutlar dolaşıyor. Bunu bazıları anlamasa, anlamak istemese ve farklı yorumlayacak olsalar da, ben burada yazacağım. Hz. Bediüzzaman’ın halâ hayatta olan –Cenab-ı Allah başımızda duacı ve paratoner olarak daha uzun ömürler, afiyetler ve sıhhat bahşetsin– Mustafa Sungur ağabeyin anlattığı bir hadisedir. DP iktidarının son yıllarında ehlullah, artık DP ile kalbî münasebetlerini keserler. Aralarında konuşurlarken, “Sadece Bediüzzaman desteğini çekmedi. O da çekse DP gidecek” diye de konuşurlar.
 
Rahmetli Tahsin Tola abiye yapılan bir haksızlık üzerine, nihayet Hz. Üstad da kızar ve yanındaki talebelerine o kendine has konuşma tarzıyla, son derece ciddî bir şekilde “Ben de bıraktım kardeşlerim!” der. Yanındakiler dışarı çıkarlar, fakat Hz. Üstad, onları hemen geri çağırır ve şöyle der: “Kardeşlerim. Ben de bıraktım dedim ama arkadan büyük bir anarşinin geldiğini gördüm. Ben desteklemeye devam edeceğim.”
 
Hz. Üstad, vefatına yakın Ankara’ya gelirken geri çevrilir ve şehre alınmaz. Söylediği şu olur: “Menderes, beni CHP’ye rüşvet verdi.” O, 31 Mart 1909 hadisesi münasebetiyle kendisini idamla yargılayan mahkemeye de şunu söyler: “Ölümüm, nevruzumdur.” Evet, Allah, 51 yıl önce söylediği bu sözde onu yalan çıkarmadı. 1960 yılının 23 Mart, yani Nevruz gecesi –ki o gece Ramazan’ın da 23., büyük ihtimal o yılın Kadir Gecesiydi– ruhunun ufkuna yürüdü ve 2 ay 4 gün sonra meşum 27 Mayıs darbesiyle DP. devrildi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin yüz karası olarak DP iktidarının belki en samimi üç siması dar ağacına çekildi. O gün bugün o meşum hadisenin şeametlerini de hala ülke ve insanları olarak yaşmaktayız halâ!..
 
9. Hz. Bediüzzaman, “Kâinatı ayakta tutan câzibe-i umumiye (genel çekim) kanunu değil, Kur’ân’ın cazibesidir. Kur’an, yerküre kafasının aklıdır, düşünme melekesidir. Bu akıl yerkürenin kafasından çıktığı (yani artık ona iman ve itaat edilmediği) zaman, yerküre beyni çıkarılmış kuş gibi gider kafasını bir gezegene çarpar ve Kıyamet’i koparır” der. Kendisine yapılan bir zulüm karşısında o zulmü işleyen zalim –muhtemelen Nevzat Tandoğan– için “Ben hakkımı helâl etmiştim, fakat sonradan ortaya çıktı ki, Kur’an helâl etmemiş.” der. Hz. Bediüzzaman’a makam odasında hakaretler eden ve başındaki sarığını çıkarmaya zorlayan Tandoğan, daha sonradan kendi başına sıktığı kurşunla intihar etmişti.
 
10. Onları ben bitireceğimmmmm” diyen ve iktidarlarının, başka bütün kesimlerle ittifaklar arayıp, bütün gücüyle üzerine geldiği “the cemaat,” sizce bir iman ve Kur’an hizmeti cemaati değil midir Sn. başbakan?.. Bence de the cemaatin iman ve Kur’an hizmeti dışında, bunlardan başka hiçbir düşüncesi yoktur.
 
11. Fethullah Gülen’in de hayatta kendi adına istediği hiç bir şey yoktur Sn. Başbakan. Onun her ânı İslâm’ın ve ülkemizin hayrı için bir gayret değil midir Sn. Başbakan? İstekleri de “the cemaat”e ait istekler değil, tamamen ülkenin hayrı adına isteklerdir Sn. Başbakan.
 
12. O, “Milletimin imanını selâmette görürsem, Kur’anımız cemaatsiz kalmayacaksa ben Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım!” anlayışının insanıdır Sn. Başbakan. Bunu böyle bilmeyen, ona da, the cemaate de sadece ve sadece haksızlık etmiş olur Sn. Başbakan…
 
13. Gece Antep’teki yürek dağlayan hadise, gündüzünde de 10 şehit verilmesi olayı ve hala kanları kurumamış Uludere’de katledilen yurttaşlarımızın durumlarına ne dersiniz Sn. Başbakan? Kur’an, “Haksız yere bir hayata kıyan, bütün insanların hayatına kıymış gibidir” buyuruyor ve Allah, siz istememenize rağmen, üzerinize 10 şehidin daha vebalini yüklüyor, değil mi Sn. Başbakan?
 
14. Ülke uçuruma gidiyor Sn. Başbakan. Siz görmeseniz de, ustalık döneminizde uçuruma yuvarlanıyor Sn. Başbakan. Allah aşkına artık bunu görün. Bütün bu olup bitenlerin, dökülen kanların, şehitlerin vebali sizin başbakan olmanızdan dolayı sizin üzerinizedir Sn. Başbakan.
 
15. Allah aşkına bir muhasebe yapın; etrafınızdan uzaklaşıp vicdanınızla baş başa kalın. Enaniyet ve nefsaniyetinizin üzerinize yürüyün. Bu ülke, daha fazlasını kaldıramaz Sn. Başbakan.
 
16. Allah korusun, bir yerde(n) çakılacak bir kıvılcım, bütün ülkeyi yangın yerine ve kan gölüne çevirebilir Sn. Başbakan. Geç olmadan kendinize gelin, girdiğiniz yoldan çıkın. Mazlumlara, masumlara, ülkeye, imana ve Kur’an’a hizmetten başka düşüncesi olmayan insanlara, bir toz zerresi bile bulaştırmaktan endişelenin, korkun Sn. Başbakan..
 
17. Bediüzzaman, “ne zaman Risale-i Nur’un üzerine gelinse, bu ülkenin bir yerinde muhakkak bir felâket olur” derdi ve evet hep de olmuştur Sn. başbakan. Bakın, emir verdiniz “Kapatın dersaneleri!” diye. Üzerinden belki 10 geçti ve yaşadıklarımızı görün. Son bir yıldır şahsınızın başında dönenler de dahil, yaşadıklarımızı görün Sn. Başbakan...
 
18. Şimdiler de, sizin sayenizde bir şeyler olan, tanıdığım pek çok bakan, müsteşar, genel müdür ve milletvekilleri var; bunlardan bazıları da, kendilerine muvakkat olarak hizmet etmeleri için verilen bu mevkiler de “kendimi kullandırtmam” diye, içine düştüğü bir haletle, bazen “the cemaat”ten bildiklerinin üzerine üzerine geldiler. Halbuki, onlarla, the cemaat adına değil / the cemaat için değil, onların kendi adlarına ve dahi ahretleri adına konuşmak gerekiyor. Yoksa onların hiç birisinin de, iman ve Kur’an hizmetine karşı yapabilecekleri hiçbir olumsuzluk yok… Yapabilmeleri de aslında mümkün değil…
 
19. Mümkün değil çünkü, bu hizmet; ne partiler, ne iktidarlar, ne yeri doldurulamaz büyük adamlar ve ne mezarlarda yatmayacağı sanılan güç ve hırs sahibi komutanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları gördü ve eskitti. Şeflik dönemi CHP’sini eskitti; DP’yi eskitti; AP’yi eskitti; ANAP’ı, DYP’yi eskitti. Dört tane de darbe eskitti. Gerekiyorsa sizi de eskitir ama inanın olan kendinize olur. Kendinize ve partinize edersiniz Sn. Başbakan.
 
20. Vallahi de, billahi de, tallahi de kendinize ve partinize ve kurduğunuz sırça köşklere edersiniz Sn. Başbakan!.. Ve dahi bu ülkeye de edersiniz Sn. Başbakan!..
 
21. Helâk edilen topluluklar için Kur’an’da buyrulduğu gibi: “Allah, insanlara zulmetmedi, ama insanlar kendilerine zulmettiler.” Herkes, yaptığıyla kendisine zulmeder; masumlara yapılan zulümler de döner zalimleri vurur Sn. Başbakan!..
 
22. En derin saygılarımla, ellerinizden öperim ve dualarım da sizinle Sn. Başbakan!..
 
23. Son olarak, keşke ama keşke Sn. başbakan, bir kış günü İstanbul’da Deniz Baykal’la baş başa gittiğiniz balıkçıdaki dostunuzla da ara sıra -ama araya fitne sokanların anlattıklarına itibar etmeden- konuşsanız / otursanız mı Sn. Başbakan!..
 
Not: Okuduğunuz bu makaleyi yazıp bitirdikten ve düzetmeleri de yaptıktan sonra, çok ciddi bir baş ağrısı içindeydim. Makalenin köşede yayınlanıp / yayınlanmaması bağlamında tereddüde düşünce, ben de ‘twitter’dan dostlara ve dost adaylarına sordum ve neredeyse onlardan gelen geri dönütlerde % 100 şeklinde yayınlamasının gerekliliğini ifade ediyorlardı ve ben de yayınladım…
 
Twitter: @onderaytac
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.