1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Dershaneler kalkınca
Dershaneler kalkınca

Dershaneler kalkınca

Dershanelerin kalkması güzel bir ütopya ve siyasi partiler için zaman zaman kullanılan gündem değiştirme aracı.

A+A-

Bu defaki biraz daha ciddi bir vaat. Zira muhatap tek başına iktidardaki AK Parti ve onun gözü kara lideri Tayyip Erdoğan. Umutlanmak için yeterince sebebimiz var gibi görünüyor. Benim gibi eğitim çağında dört çocuğu olan velilerin meseleye biraz daha fazla dikkat kesilmesi normal. Ama açık söyleyeyim ben ihtiyatı elden bırakmayı düşünmüyorum. Tecrübem öyle diyor. Üç çocuğun üçü de SBS'ye farklı sistemle girdiler. Ben kısaca SBS dedim ama siz anlayın, isimleri de farklıydı. Şimdi üniversite potasındalar ve aynı 'heyecan' bütün benliğimizi sarmış durumda. Yine Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olur muyuz endişesindeyiz.

'Dershanelere ihtiyacı sıfırlayacağız' denilmek isteniyor herhalde. Temenni olarak paylaşıyor, fakat inanmakta zorlanıyorum. Karamsarlığımın sebebi eğitimin bütün aşamalarında standart yakalama zorluğunun farkında olmam. İlköğretimde her okulda aynı eğitimi veremediğimiz için torpil ya da katkı payı ile iyi okullara gitmeye çalışıyoruz. 80 kişilik sınıfların bir İstanbul gerçeği olduğu ortamda hangi standarttan bahsedebiliriz ki? Ortaöğretimde fark iyice açıldığından yarış da kızışıyor. Milli Eğitim Bakanı'mız Ömer Dinçer, "SBS kalkacak herkes en yakındaki liseye gidecek." diyor. Yenibosna'da Pertevniyal vardı da gitmedik mi? Bir arkadaşım o okula gönderebilmek için çocuğuna ayda 340 TL servis parası ödüyor. Bak şimdi aklıma geldi, bu servisler kalksa, soygun düzeni bitse! Devletimiz kapı gibi otobüsler, metrobüsler, troleybüsler alıyor. Ne gerek var ayda 340 lira servise bayılıyor vatandaş. (Umarım servisçiler bu latifeden alınıp bizim çocukları yolda bırakmaz!) Neyse üniversiteye geçelim: dişe dokunur bölümlere kontenjanın en az 10 katı talep geliyor. Hedefini çok yükseğe koymayıp ortalama okullarda okumak isteyen yüz binlerce genç arzın talebe yetişmemesinden dolayı açıkta kalıyor. Böyle bir ortamda sınav kaldırılabilir mi? Hayır; ayrıca kaldırılmamalı da. Sübjektif inisiyatiflerin önü açıldığında haksız rekabetin üstüne tüy dikmiş oluruz. Bütün fırsat eşitsizliklerini aşarak üniversite kapısına gelebilen çocuklar, başka eleklerle karşılaşacak. Mesela Cerrahpaşa Tıp'a 100 kişilik kontenjana 1000 öğrenci girmek istediğinde kim, neye göre karar verecek? Ortaöğretim puanı demeyin, bininin puanı da aynı olursa?.. Uzak ihtimal görmeyin, ülke genelinde beş tam puan alan on binlerce öğrenci var.

Sözü çok uzatmaya gerek yok, biz velilerin iki korkusu var. Birincisi serbest yarışın olmadığı ortamlarda kontenjanların eskiden olduğu gibi, 'sen ben bizim oğlan' sistemiyle doldurulması. İkincisi yarış her halükârda olacaksa, iyi eğitim alma imkânı bulamayan fırsat eşitsizliği mahkûmlarının artan mağduriyeti. Özel hoca tutmaya bütçesi yetenler ipi göğüsleyecek; diğerleri lise mezunu, vasıfsız ve işsiz listesine eklenecek. Ya da sınırlar zorlanarak özel ders furyasına katılacak. Dershaneler bir anlamda konfeksiyon gibi, her bütçeye uygun bir alternatif bulmak mümkün. Özel dersi terziye benzetebiliriz. Konfeksiyon yasaklanınca evde gömlek dikemeyenler terziye mahkûm hale gelecek. O zaman yağmurdan kaçarken havuza düşme ihtimali belirecek.

Bütün ilköğretimleri Galatasaray, liseleri İstanbul Erkek, üniversiteleri Boğaziçi yapıp, kontenjanlarını da talep sınırına taşımadıktan sonra atılacak her adım fırsat eşitsizliğini büyütecek. Yarış kızışacak ve kurallar esneyecek. Kaybeden yine garibanlar olacak. Ya da pamuk eller cebe haydi çocuklar özel derse!

Bülent Korucu

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.