1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Dershanelerden Başbakan Erdoğan’a ortak tepki!
Dershanelerden Başbakan Erdoğan’a ortak tepki!

Dershanelerden Başbakan Erdoğan’a ortak tepki!

"Gündem o kadar yoğun ki, pek çok haber gözden kaçabiliyor. Örneğin, dershanelerin Başbakan Erdoğan’a tepkisi!.."

A+A-

Şu günlerde Başbakan Erdoğan’a tavır almak, söylediğine karşı çıkmak ya da sorgulamak her baba yiğidin harcı değil.
Ama eğer ortada böyle bir tepki var ve bu da kamuoyuna yansıyorsa, oturup düşünmek gerekir.
Umarız bu tepki, daha sert karşı bir tepkiyle değil, soğukkanlılıkla değerlendirilir.
İsterseniz önce gelin bu konudaki habere bir göz atalım:

Kapatmak yanlış mı?
 “Aralarından ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER, TÖDER’in bulunduğu dershane kurucuları birliği, dershanelerin okullara rakip olmadığı belirtilerek, söylenenin aksine bu kurumlarda özel ders alma imkanı olmayan orta halli ailelerin yararlandığı kaydedildi.
Özel dershaneleri temsil eden dernekler, hükümetin dershaneleri kapatma girişimiyle ilgili ortak açıklama yaptı.
Özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılması istenen açıklamada, ‘Özel dershaneler, okul değildir, okula alternatif değildir. Okullar ile dershanelerin işlevleri farklıdır. Biri, diğerinin yerine geçirilemez’ denildi.
Basın açıklamasında, özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılmasının, ülkenin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacağı belirtildi.
Son zamanlarda özel dershanelerin varlığının tartışma konusu yapılmasının, buradaki yönetici, öğretmen ve diğer çalışanlarla öğrenciler üzerinde ciddi kaygılar oluşturduğu belirtildi.
Başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Hong Kong, Tayvan gibi birçok gelişmiş ülkede, farklı isimler altında özel dershaneciliğin yapıldığının ileri sürüldüğü açıklamada, ABD’deki okulların, özel dershanelerden yer yer eğitim hizmeti satın aldığı belirtildi. Açıklamada, Uzak Doğu ülkelerinde dershaneye gitme oranının yüzde 50’lerde, Türkiye’de ise yüzde 8 olduğu bilgisine yer verildi.
Açıklamada, Türkiye’de 4 bine yakın özel dershanenin, özel okula gidemeyen, özel ders alamayan 1,5 milyon dar gelirli ve orta halli ailenin çocuğuna hizmet verdiği ifade edilerek, dershanelerin 50 binden fazlası öğretmen olmak üzere 100 bini aşkın çalışana istihdam sağladığı kaydedildi.
Dershaneleri kapatmak yerine buralardaki birikimden yararlanılması gerektiğinin savunulduğu açıklamada, ‘Aksi takdirde öğrencilerin eğitime erişimini yaygınlaştıran, okul dışı zamanlarını kontrollü bir şekilde geçirmesini sağlayan dershaneler yerine, bu talebi kaçak, kontrolsüz, merdiven altı oluşumların karşılayacağı kesindir’ ifadesine yer verildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:
‘Başından beri yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak biz de ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı olanı her şeyin önünde tuttuk, tutarız. Özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılması, biliyoruz ki ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacaktır. Bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere konuya taraf yöneticilerimizin kapılarını kapamayacaklarına inanıyoruz.’”
 
Şimdi ne olacak?

 Dershanelerin hemen kapanmayacağını eminim ki Başbakan Erdoğan da çok iyi biliyor. Ama buna rağmen, gelecek yıl kapanacak diye takvim vermesi, bu konudaki kararlılığının bir göstergesi.
Peki kapanır mı? Kapanırsa buna karşı bir direniş olur mu?
Bu konuda bir gerginlik yaşanmasının hiç kimseye bir yararı olmayacağı kesin. Ne hükümete dershaneleri kapattı diye madalya ve oy verilir ne de dershaneler hükümet bizi kapattı diye daha ileri gidebilir. Ama kapatılmaları halinde, su yüzüne yansımasa da, ciddi gerginlikleri beraberinde getireceği kesin.

Peki o zaman nasıl bir yol izlenmeli?
İşte bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’na büyük görev düşüyor.
Yediden yetmişe herkes, hatta dershaneler bile, kendilerinin eğitim sistemine zarar verdiğini düşünüyorsa, MEB’in, artık sınava ve dershaneye dayalı eğitim modellerinden vazgeçmesi gerekir. Bir yandan ille de dershaneler kalksın denilirken, öte yandan sürekli yeni sınavlar ortaya koyup, dershanelere olan bağımlılığı artırmanın mantığını anlamak da mümkün değil.
Özetin özeti: Dershanelerin ortak açıklaması, Ecevit dönemindeki TÜSİAD ilanları gibi algılanmamalı, tam tersine çözümün bir parçası gibi değerlendirilmelidir. Yoksa daha da içinden çıkılmaz bir hale dönüşebilir...

Bu haber toplam 1071 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.