1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Dershaneleri Kapatmak PKK'ya Can Suyu Olur
Dershaneleri Kapatmak PKK'ya Can Suyu Olur

Dershaneleri Kapatmak PKK'ya Can Suyu Olur

Güneydoğu'da üniversiteyi kazanan çocukların yüzde 98'inin dershaneye gittiğini belirten Talat Atilla, dershaneleri kapatmanın PKK'nın ekmeğine yağ sürmek olacağını söyledi.

A+A-

Güneş Gazetesi Yazarı Talat Atilla, bir süredir gündemde olan dershanelerin kapatılmasının özellikle Doğu ve Güneydoğu'da terör örgütü PKK'nın işine geleceğini, dershaneleri kapatmanın gençleri PKK'nın kucağına atmak olacağını iddia etti.
Doğu'da üniversiteyi kazanan öğrencilerin yüzde 98'inin dershaneye gittiğini hatırlatan Atilla, "Dershaneler kapandığı an Doğu ve Güneydoğu bölgesinden üniversite kazanma rakamları dibe vurur. Ve bu çaresizlik bölgenin gençlerini PKK’ya hediye etmek olur." dedi

İşte Talat Attila'nın yazısından ilgili bölüm;
Dershaneleri kapatmak PKK’ya can suyu olur
 
Dershanelere para vermeyi kimse istemiyor, bu bir gerçek. Fakat realist olmak gerekiyor. Okullar arasında eğitim farkı uçurumu  var. Bunlar bölgesel ve ekonomik uçurumlar. Veliler bir yıllığına sıkı dershane eğitimiyle bu uçurumun aşılmasını sağlıyorlar. Doğudaki okullar bu uçurumun en dibindekiler. Veriler ortada; Doğudan orta düzey üniversiteleri kazananların yüzde 98’i dershaneye giden çocuklar. Dershaneler kapandığı an Doğu ve Güneydoğu bölgesinden üniversite kazanma rakamları dibe vurur. Ve bu çaresizlik bölgenin gençlerini  PKK’ya hediye etmek olur. Türkiye’de eğitim kalitesinde homojenlik sağlamadan dershaneleri kapatmak PKK’ya can suyu olur. Bence dershaneleri kapatmak yerine, okulları dershane kalitesine yükseltmenin yollarına bakmak lazım.
Liselerin 4 yıla çıkarılmasının işsizlik rakamlarını düşürdüğüne dikkat çeken Talat Atilla, "Böylece yüz binlerce genç  bir yıl daha öğrenci kalmaya devam etti ve rakamlar  düşük kaldı" tespitinde bulundu. Atilla, gençlerin yeni sistemle beraber hayata başlama yaşınında 25'e yükseldiğini, Avrupa'da bunun 21 yaşa sabitlenme çalışıldığını hatırlattı.
İşte Atilla'nın o konudaki tespitleri;
Eğitim sistemimiz öteden beri seçimlerde sonuç almak için kullanılır. Küresel ekonomik krizde dünya sarsılırken, işsizlik rakamları bütün ülkelerde yükselirken, hükümet rakamları düşük göstermek ve kredi notunu koruyabilmek için, dolayısıyla seçimlere eli güçlü girebilmek için liseleri 4 yıla çıkardı. Böylece yüz binlerce genç  bir yıl daha öğrenci kalmaya devam etti ve rakamlar  düşük kaldı. Ancak ortaya farklı bir problem çıktı. Gençlerin hayata atılma yaşı çok yükseldi. Üniversiteden mezuniyet, askerlik, KPSS’ye hazırlanma, kurum sınavlarını bekleme, atama derken bir gencin hayata atılma yaşı 25’e çıktı.  Dünyada bunun örneği yok. Modern ülkelerde bu rakam 21’de sabitlenmeye çalışılıyor. Bunun tabii iş hayatını ilgilendiren yönünün yanında, evlilik yaşının ilerlemesi dolayısıyla doğurganlık problemleri gibi sosyal sonuçları da var. Hükümet bu sorunu çözmek için attığı yanlış adımdan geri dönüp, bütün eğitimcilerin “dört yıl lise çok uzun” eleştirilerine kulak vermek yerine eğitim yaşını düşürmeyi seçti. İşte bunun adına tüm lügatlerde popülizm derler…


HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.