1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. GÜNCEL

  4. Fethullah Gülen Hocaefendi FT'ye yazdı: Peygamberimizin sünnetinde şiddetin yeri yoktur
Fethullah Gülen Hocaefendi FT'ye yazdı: Peygamberimizin sünnetinde şiddetin yeri yoktur

Fethullah Gülen Hocaefendi FT'ye yazdı: Peygamberimizin sünnetinde şiddetin yeri yoktur

Dünyaca ünlü Financial Times'a bir makale yazan Fethullah Gülen, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas)'a yönelik hakaretleri kınarken, Müslümanları ölçülü ve yapıcı tepki vermeye davet etti.

A+A-
Fethullah Gülen Hocaefendi FT'ye yazdı: Peygamberimizin sünnetinde şiddetin yeri yoktur
 
Dünyaca ünlü Financial Times'a bir makale yazan Fethullah Gülen, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas)'a yönelik hakaretleri kınarken, Müslümanları ölçülü ve yapıcı tepki vermeye davet etti.

Sözde İslam adına yapılan şiddet olaylarının yanlışlığına dikkat çeken Gülen, "Eğer bu saldırıları gerçekleştirenler Müslümansa, ya bu kişiler İslam'ın ne olduğunun farkında değiller ya da İslam adına en büyük cinayeti işliyorlar!" değerlendirmesini yaptı. "Peygamberimizin sünnetinde şiddetin yeri yoktur" başlıklı özel makalesinde Gülen, son dönemde İslam'ın kutsal değerlerine yönelik hakaretler ve Müslümanların verdiği tepkilere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

"Ne cismaniyetimize esir düşüp, reaksiyoner hislerimizin esiri olmalı ne de değer ve inançlarımıza karşı sistemli olarak sürdürülen iftiralar karşısında bütün bütün sessiz kalmalı." diyen Fethullah Gülen Hocaefendi, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sas) mirasına yönelik yapılan hakaretlere şiddet yoluyla cevap verildiği takdirde bu dengenin altüst olacağına dikkat çekti. Gülen, "Şiddet yoluyla gösterilen tepkiler yanlıştı ve sırat-ı müstakimden sapmış bir yaklaşımdı." tespitinde bulundu.

AMAÇ, OLUMSUZ MÜSLÜMAN İMAJI

Müslümanların her gün "Allah'ım bizi sırat-ı müstakimden ayırma" şeklinde dua ettiklerini hatırlatan Gülen, bu duanın Müslümanların aşırıya kaçan davranışlardan uzak durmasına ve hayatlarını dengeli bir şekilde devam ettirmesine yardımcı olacağını vurguladı.

Müslümanların Peygamber Efendimiz'e yönelik saldırılara kayıtsız kalmaması gerektiğine vurgu yapan Gülen, bu konuda son derece duyarlı ve hassas davranılmasının önemine işaret etti. Gülen, İslam'a hakaret edenlerin amacının olumsuz bir Müslüman imajı oluşturmak ve böylelikle ayrımcılık, izolasyon, zulüm ve tehciri haklı göstermek olabileceğine dikkat çekti.

İslam dünyasında kasıtlı tahrik etme ve kargaşa çıkarmanın yeni olmadığını kaydeden Gülen, kutsal değerlerimize geçmişte karikatürlerle, şimdi de bir film ve bir Fransız dergisindeki karikatürle saldırıldığını, gelecekte de farklı araçlarla aynı şeyin tekrarlanabileceğini ifade etti.

Gülen, makalesinde "Müslümanlar oyuna gelmemeli veya baştan çıkartılmamalı. Bunun yerine, kolayca tahrik edilerek şiddete başvuranları engellemek için ellerinden gelen çabayı göstermeli." ifadelerine yer verdi. Sorumsuzca yapılan bireysel davranışların İslam'ın imajına büyük zarar verdiğinin altını çizdi.

MÜSLÜMANLAR KENDİLERİNE ÇEKİDÜZEN VERMELİ

Hocaefendi, öncelikle İslam'ı ve Peygamber Efendimiz'i insanlığa doğru şekilde tanıtıp tanıtamadığımız konusunda kendimizi sorgulamamız gerektiğini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Müslüman denince ilk akla gelen şey intihar bombacısıysa eğer, insanlar İslam hakkında nasıl pozitif bir düşünceye sahip olabilir ki? Masum insanları gelişigüzel öldürmenin, Müslümanların geçmişte maruz kaldığı barbarlıktan ne farkı var ki? Çirkin bir film sebebiyle, bununla hiçbir ilgisi bulunmayan Libya'daki Amerikan büyükelçisi ve bürokratları öldürmenin arkasında yatan mantık/gerekçe ne olabilir ki? Eğer bu saldırıları gerçekleştirenler Müslümansa eğer, ya bu kişiler İslam'ın ne olduğunun farkında değiller ya da İslam adına en büyük cinayeti işliyorlar!"

Bir Müslüman'ın her zaman doğru yol üzerinde olması ve söz ve davranışlarının tutarlı olması gerektiğini vurgulayan Gülen, "Eğer kendi dininin kutsalına saygı duyulmasını bekliyorsa, Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm ve diğer dinlerin kutsallarına saygılı olmak durumunda." dedi.

Hocaefendi, "Sorumsuz hareketler, İslam'ın aydınlık simasına karalar çalar ve en çok da savunduklarını ileri sürdükleri sünnete zarar verir. Böyle bir meselede tek tek her bir Müslüman'ın, Allah'ın (cc), Kur'an'ın ve Peygamber-i Zişan'ın hakkı söz konusu olduğu için, hiç kimse düşüncesizce hareket edemez. Herkes atacağı her adımın muhtemel sonuçlarını kapsamlıca düşünmeli ve ortak aklın bilgeliğine başvurmalıdır." ifadesini kullandı.

"İnsanları şiddete sevk eden nefret/hakaret söylemleri, düşünce hürriyetini kötüye kullanmaktır." diyen Hocaefendi, bunun bir yandan insan hakları, özgürlüğü ve saygınlığına zarar verdiğini; diğer yandan ise korkutucu silahların bulunduğu çağımızda insanlığı çatışmaya ittiği uyarısında bulundu.

Fethullah Gülen, tahrik edici nefret/hakaret söylemlerine şiddet yoluyla tepki göstermek yerine kanunlar çerçevesinde cevap vermek gerektiğini vurguladı. Hocaefendi, bu çerçevede mesela İslam İşbirliği Teşkilatı veya BM gibi uluslararası kuruluşlara başvurarak, söz konusu nefret/hakaret söylemlerinin kınanmasının ve engellenmesinin sağlanabileceğini dile getirdi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Fethullah Gülen Hocaefen'dinin Financial Times gazetesi'nde 27 Eylül 2012 tarihinde şiddet eksenli yazısı
Violence is not in the tradition of the Prophet

Muslims pray each day: "O Lord! Keep us on the straight path." It is a prayer to help us move away from the extremes and maintain balance in our lives. We must neither be hostage to our reactionary instincts, nor must we remain completely silent in the face of the systematic defamation of our values and beliefs. This balance has been upset by the violent response to the insults targeting the legacy of beloved Prophet Muhammad (peace be upon him). The violent response was wrong and strayed from the straight path.

Muslims should not be indifferent with respect to the attacks on the Prophet (PBUH). On the contrary, they must show the utmost sensitivity and caution. Those insulting Islam might be seeking to depict a negative image of Muslims, and hence justify discrimination, isolation, persecution or deportation. The deliberate instigation and creation of turmoil in the Muslim world is not new. Our sacred values were attacked in the past through cartoons, today it is done through a movie and cartoons in a French magazine, and tomorrow other means may be used. Muslims must not be beguiled or enticed but instead must speak out to prevent those who are more easily provoked from resorting to violence.

When any negative comment is made about the Prophet, however slight it may be, a Muslim should feel deep sorrow. Yet expressing that sorrow is a different matter. Irresponsible actions by individuals damage the image of Islam and destroy the very tradition they are claiming to defend.

Since the rights of every Muslim, as well as God, the Koran and the Prophet are at stake in such a circumstance, one cannot act recklessly. One should scrutinise the possible ramifications of each and every action, and seek the wisdom of the collective judgment.

The question that we should ask ourselves as Muslims is whether we have introduced Islam and its Prophet properly to the world. Have we followed his example in such a way as to instil admiration? We must do so, not with words, but with our actions.

If suicide bombers are the first things that come to people's minds, how could they have a positive opinion of Islam? How is killing innocent civilians indiscriminately different from the barbarity suffered by Muslims in history? What is the rationale behind attacking an American consulate in Libya, killing an ambassador and consulate officers, who have nothing to do with this wretched movie? If it is Muslims who are carrying out these attacks, it means that they are entirely unaware of what Islam is all about and are committing the biggest crime in the name of Islam.

A Muslim must always be straightforward and consistent in his actions and words. He should respect the sacred values of Christians, Jews, Buddhists and others as he expects his own religion and values to be respected. In reacting, a Muslim should not sway from the proper middle path. Many correct forms of response can be found by appealing to the collective conscience of society and to the international community.

Hate speech designed to incite violence is an abuse of the freedom of expression. It violates the rights, dignity and freedoms of others while pushing humanity toward conflict in an age of horrifying weapons. Instead of falling victim to the instigation of others, we should appeal to the relevant international institutions, such as the Organisation of Islamic Co-operation or the UN, to intervene, expose and condemn instances of hate speech. We can do whatever it takes within the law to prevent any disrespect to all revered religious figure, not only to the Prophet Muhammad.

The attacks on the Prophet we have repeatedly experienced are to be condemned, but the correct response is not violence. Instead, we must pursue a relentless campaign to promote respect for the sacred values of all religions.

The writer is a Muslim scholar in the Sunni tradition and honorary chairman of the Istanbul-based Journalists and Writers Foundation

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.