1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. GÜNCEL

  4. Kâbe ikliminden af iklimi Arafat’a
Kâbe ikliminden af iklimi Arafat’a

Kâbe ikliminden af iklimi Arafat’a

Hacceden insanların önemli bir kısmı 60 yaş üstü. Buna rağmen tavaf sa’y edenler arasında yaşlı insan var demek haksızlık olur. Her yaşlı, bir gençlik iksiri içmişçesine, zinde ve gayretli. Hızla sa’y ediyorlar.

A+A-

Safa’da yaşlı bir dede gördüm. İki ayağı da engelli. Ama tekerlekli sandalyeye binmemiş. Koltuk değnekleriyle seke seke Safa-Merve arasında gidip geliyor, Çenesinden her 3-4 adımda bir ter damlası düşmesine rağmen. Boğazından ve göğsünden bir sürü tıbbî hortumun sarktığı, iki kişinin koluna girdiği bir yaşlıyla karşılaşıyorum. O da tekerlekli sandalyeyi tercih etmemiş, büyük bir gayretle ilerliyor. Bunları görünce tüm tembelliklerim aklıma geliyor, utanıyorum. 

Üçüncü katta Kâbe’yi gören yerde namaza duruyorum. Bir süre sonra arkadan hıçkırıklar geliyor. Namazı bitirip dönüp bakıyorum kim diye. Şallarında Kırgızistan yazıyor. Beş yaşlı ve fakir nine... Nasıl içten dua ediyorlar. Hacca nasıl geldikleri anlaşılır gibi değil. İlk rekatı ayakta, sonrakileri oturarak kılıyorlar. Namazdan sonra elimle ikisine işaret ediyorum ‘bana da dua edin’ diye. Kırgızca dua etmeye bir başlıyorlar ki, okuyup okuyup üzerime üflüyorlar. Kendimi ortada kurşun dökülen çocuk gibi buluyorum. Ben bunu daha önce niye akıl edemedim diye hayıflanıyorum. Dualarını bitirince her biri seccademe ikişer kuru erik bırakıyor. Almaya utanıyorum ama üzülmesinler diye alıyorum. ‘Kocakarı imanı’ böyle bir şey demek ki! Keşke ben de bir şeyler getirip ikram etseydim ama artık geç. Hiç olmazsa deyip Kâbe manzaralı yerimi onlara bırakıp aşağı iniyorum.

Tavaf ve say’da ekstra gayret edenler de var. Hem tavaf edip hem de yere düşen, ayağa takılan çöpleri toplayanlar var. Zemzem muslukları çok kalabalık. Yüzlerce musluk var ama almak için mücadele gerekiyor. Bazıları yaşlılar için zemzem doldurup onlara sunuyor. Çekik gözlü yaşlı, çok zayıf bir ihtiyar görüyorum revakların altında. Ağlayarak, sarsılarak dua ediyor. Ediyor da ediyor... Amca yeter, diyesim geliyor, onun affına hariçten kefil oluyorum, kendi günahlarıma böyle ağlayamayışıma ‘yazıklar olsun’ deyip yürüyorum.

Duaların kabul edildiği yer olarak bildiğimiz Mültezem’e ve Kâbe’nin diğer duvarlarına yaklaşmak bugünlerde çok zor. İri yapılı bir arkadaşımız gidiyor, Mültezem’de duasını ediyor, o sırada oraya ulaşmak için çırpınan gözü yaşlı bir kadını görüyor. Yardım edip onun da orada dua etmesine vesile oluyor. Duasını bitiren kadın, yaşlı gözlerle o arkadaşımıza teşekkür etmekle kalmıyor, elindeki bileziklerden birini vermek istiyor. Arkadaşımız da hisleniyor, el işaretiyle ‘bize dua et’ diyerek ayrılıyor. Kaybolanlar da oluyor. Yaşlı bir Kazak teyze kayboluyor. Telaşla gezinirken Türkiye’den Kazak bir gazeteci arkadaşı kolundan yakalıyor. Gazeteci arkadaş tavafı bırakıp çıkıyor, taksi tutup onu oteline bırakıp dualarla geri dönüyor.

Bugün en önemli güne geldi sıra. Efendimiz (sas) ‘Hac Arafat’tır.’ buyuruyor. Genciyle, gençleşen ihtiyarlarıyla herkes bugün Arafat’ta. Topluca dualar yapılacak. Ümmet-i Muhammed’in yeniden dirilişi için gözyaşı dökülecek. Bunun yanında kendimiz için de dua edeceğiz. İnşaallah bu Arafat, ümmet-i Muhammed’in affına ve ihyasına vesile olur, âlem-i İslam’ın ve ülkemizin üzerindeki kara bulutlar dağılır.

Bu haber toplam 1942 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.