1. HABERLER

  2. KİTAP ÖZETLERİ

  3. Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti
Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti

Kürk Mantolu Madonna Kitap Özeti

İki farklı dünyaya ait iki insanın ilginç sevdasının hikayesidir. Belki de en dikkat çekici hatta tek ortak yanları kendi yaşadıkları çevreye ve insan kalabalıklarına olan yabancılaşmalarıdır.

A+A-
Rasim 20 ‘li yaşlarda işten çıkarılınca işsiz dolaşan bir gençtir. İşsiz kalmanın yarattığı sıkıntılar baş gösterirken tesadüf eseri eski arkadaşı Hamdi ile karşılaşır. Kendi çalıştığı yerde yönetici olan Hamdi, isteği üzerine Rasim’i işe aldırır. Maaş pek yeterli olmasa da Hamdi’nin şimdilik başka şansı yoktur. Ankara’da yaşamak hele hele işsizken oldukça zahmetlidir.
 
Şirkette işe başladığında Raif Efendi adında bir oda arkadaşı olur. Aynı odada birlikte görev yaptıkları Raif efendi çevirmenlik yapmaktadır. Onun hakkında oldukça içe kapanık ve duygusuz biri olduğu söylentilerinden haberdar olan Rasim, geçen onca haftaya rağmen gerçekten de aksini görememiştir. Kendisi de Raif efendinin hissiz ve tekdüze bir insan olduğunu düşünmeye başlar. Hiç bir insani tepki vermeyen Raif efendinin bu halleri bazen Rasim sinirlenmesine dahi yol açar.
 
 
 
İşyerinin müdür yardımcısı olan Hamdi bir çevirinin gecikmesi üzerine Raif Efendi’ye oldukça kızar. Bu durum karşısında her zamanki gibi sessiz kalıp, susmuştur Raif Efendi. Fakat bu kez Hamdi Bey’in bir resmini yapar bu resmi gören Rasim ise Raif efendi hakkında belkide ilk kez alışılmışın dışında bir şeyler düşünür. Resmi çok beğenmiştir ve başarılı bulmuştur Rasim. Bunun ardından Raif Efendi artık Rasim’in gözüne daha farklı ve ilgi uyandırıcı biri gibi gelmiştir.
 
Bir gün Raif Efendi hastalandığı için işe gelmez. Yetişmesi gereken çeviriler olduğu için Rasim işleri Raif Efendi’nin evine kadar getirir. Rasim bu sayede Raif Efendi’nin ailesini de tanıma şansı yakalar. Fakat Raif Efendi’nin aile yaşamı da pek farklı değildir. O sanki ailesinin yanında bile yabancı birisidir. İşe gidip gelmekten, akşamları alışverişe gönderilmekten başka bir işe yaramayan, belkide robotlaşmış birisidir. Bu durum çevresindekilerin böyle görmesinden öteye kendisinin kabullenişi ile alakalıdır. Bu kabullenişin arkasında yatanın ne olduğunu yalnızca Raif Efendi bilebilir. Birde onun sırrına ortak olabilecek birileri. Eğer varsa tabi…
 
Günlerden bir gün Raif Efendi daha önce yaşadıklarına benzemeyen ciddi bir hastalık geçirmektedir. Geçen zaman bütün monotonluğuna rağmen Rasim’i, Raif Efendiye yakınlaştırmış. Onda ilgi çekici bir yan belkide bir gizem aramaya başlamıştır. Göründüğü kadar pasif biri olamayacağını ve bir hikayesi olduğunu hissetmektedir. Hastalık iyice can sıkıcı bir hal alınca Raif Efendi ,Rasim’den iş yerinde bulunan hatıra defterini getirmesini ister. Ertesi gün defter eline ulaşınca Rasim’e onu sobaya atmasını söyler. Fakat Rasim, Raif Efendi’yi ikna ederek defteri okumak istediğini söyler. İlk başta kabul etmeyen Raif Efendi sonrasında ikna olur. Şimdi yeni bir sayfa açılmıştır artık onun hikayesinde. Belkide bir fırsat olmalı bu. Son nefesini vermeden önce Raif Efendi’nin gerçekte kim olduğunu anlama fırsatı.
 
Hatıra defterinde Raif Efendi’nin aslen Havron’lu olduğu ve içe kapanık bir çocukluk geçirdiği yazmaktadır. Yalnızlığını kitap ve resim yardımıyla gidermeye çalışmıştır. Önce İstanbul’da Güzel Sanatlarda okumaya başlar burada eğitimi bitmeden babası tarafından Almanya’ya gönderilir. Orada sabunculuk öğrenmek için bir fabrikada işe başlar. Bir yandan bir pansiyon da kalmaktadır. O yaşta Avrupa’ya giderek aslında hayalini de gerçekleştirmiştir. Fakat onun esas ilgi alanı sabunculuk değil sanattır. Resim sergilerini gezen Raif bir gün Kürk Mantolu Madonna adlı tablodan oldukça etkilenmiştir. Öyle ki pek çok kez sadece bu tabloyu görmek için sergiye gitmiştir. Bir gün tablonun sahibi Maria Puder onun yanına gelir ve tanışırlar. Şaşkınlığını gizleyemeyen Raif kekelemeye başlar fakat onun tabloya ilgisi oldukça açıktır. Günlerce gelmiş ve aynı tabloyu film izler gibi seyretmiştir.
 
 
 
Artık Maria Puder’le tanış olan Raif ona aşık olmuştur. Birlikte zaman geçirir ve eğlenirler. Maria’da oldukça kendine has bir insandır. Tıpkı Raif gibi çevresine yabancılaşmış ve özellikle erkeklere karşı güvensizdir. Bir yılbaşı günü güzel bir günün ardından birlikte olurlar. Fakat ardından Maria Puder Raif ‘e aşık olmadığını , hissettiği şeyin aşk olmadığını söyler ve bir müddet görüşmezler. Ayrı geçen günler Raif Efendi için oldukça çekilmez gelmiş ve bir gün Maria Puder’in yanına gittiğinde onun hastalandığını öğrenmiştir. Bunun üzerine hastaneye gider ve ilk gece dışarıda bekler ardından gelen günler Maria Puder’in bakımıyla ilgilenir. Raif ‘in bu ilgisi ve özverisi Maria ve onu tekrar yakınlaştırmıştır.
 
Bir gün memleketten gelen telgraf Raif’in babasının öldüğünü yazar. Acilen Havron’a dönmesi gerekmektedir. Maria bu durumu anlayışla karşılar ve vedalaşırken ona güven verir. “Beni çağır, nereye dersen gelirim Raif” der. Bunun ardından Raif memlekete gidip işleri yoluna koyacak ve Maria’yı çağıracaktır.
 
Bir müddet mektuplaşmaları sürer. Raif bir yandan da babasının ardından işleri yoluna koymaya çalışmaktadır. Ama onun aklı hep Maria Puder’de kalmıştır. Kürk Mantolu Madonna’sında. Bir zaman gelir ve Raif mektuplarına cevap alamaz. Gönderdiği mektuplar aynı adrese geri gelmeye başlar. Çok acı çeken Raif, aldatıldığını düşünür ve ümidini kaybeder. Gerçekte sevmediği birisiyle evlenir ve çocukları olur.
 
Yıllar geçip giderken Raif’ten bir şeyleri alıp götürmüştür. Belkide bir şeyleri değil onun her şeyini almıştır geçen zaman. Onu yaşayan bir ölüye,kendisini tanıyan herkesin düşündüğü gibi hissiz bir robota çevirmiştir. Belkide zaman değildi onu bu hale sokan Kürk Mantolu Madonna’sını yitirdiği an bitmişti onun için gerçek yaşam. O andan sonra aslında ne kadar yaşadığı ve ya zamanın onu nereye götürdüğünün pek bir önemi yoktu. Çünkü o zaman tünelinde bir yerlerde kalmıştı. Fiziki varlığı sürüyor nefes alıyor fakat gerçekte yaşamıyordur. Hayatında ilk kez güvenmiş ve güveni boşa çıkmıştır. İlk kez sevmiş ve aldatılmıştır. En sevdiğinin bu yaptığı karşısında o tüm insanlığa sırt çevirmiş ve ümidini yitirmiştir. İnsanlar ona ne verebilirdi ki, en sevdiği,en güvendiği çekip gitmişken diğer insanlarla nasıl insani ilişkiler kurabilirdi ki, nasıl güvenebilir di? İşte böyle düşünüyordu Raif.
 
Yıllar sonra Ankara’da daha önce Almanya’da aynı pansiyonda kaldığı bir Alman kadınla karşılaşır. Kadın aynı zamanda Maria Puder’in akrabasıdır. Yanında küçük bir kız çocuğu vardır kadının. Raif Efendi , yıllar sonra eline geçen fırsatı kaçırmak istemez, belli belirsiz sorularla Maria Puder hakkında bir şeyler öğrenmek ister. Kadın ona Maria Puder’in 10 sene önce ciddi bir hastalık geçirdiğini söyler. O esnada hamile olan Maria tüm risklere rağmen çocuğu doğurmak istemiş ve doğum sırasında hayatını kaybetmiştir. Maria bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir ve babasının bir Türk olduğunu öğrenir Raif kadından. Dönüp kendi kızına bakar az sonra tren hareket eder. Kendi kızı kadınla birlikte gözlerinin önünden çekip giderken Raif döner ve yaşadıklarını siyah kaplı defterine tek tek yazar.
 
Rasim defteri okuyup bitirdiğinde Raif Efendi’nin gerçek yaşamından haberdar olur. Onun iç dünyasını keşfeder. Ertesi gün defteri sahibine geri getirdiğinde Raif Efendi’nin öldüğü haberini alır, ailesinden.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.