1. HABERLER

  2. DERS VE ÇALIŞMA KİTABI CEVAPLARI

  3. 11. Sınıf Coğrafya 8. Bölüm Doğal Kaynakların Küresel Etkileri Ölçme ve Değerlendirme
11. Sınıf Coğrafya 8. Bölüm Doğal Kaynakların Küresel Etkileri Ölçme ve Değerlendirme

11. Sınıf Coğrafya 8. Bölüm Doğal Kaynakların Küresel Etkileri Ölçme ve Değerlendirme

11. Sınıf MEB Yayınları Coğrafya 8. Bölüm Doğal Kaynakların Küresel Etkileri Ölçme ve Değerlendirme Soru Çözümleri Sayfa 258 ve 259 cevaplarını yayınlayacağız.

8. BÖLÜM ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME SORU ve CEVAPLARI

Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Küresel ısınmaya neden olan insan faaliyetleri nelerdir?
* Doğal nedenler
- Güneşin etkisi
- Dünya'nın presizyon hareketi
- El Nino’nun etkisi
 
* Yapay nedenler
- Fosil yakıtlar
- Sera gazları
- Şehirlerin ısı adası etkisi
- Smog
Küresel ısınmaya neden olan ana insan aktiviteleri: otomobillerde, fabrikalarda, elektrik santrallerinde fosil yakıtların yakılması (kömür, petrol ve doğal gaz) ve ormanların yok edilmesidir.
2. Küresel ısınma mevsim sürelerindeki değişimi nasıl etkiler?
Çoğu zaman küresel ısınma ile iklim değişikliği kavramları aynı anlamda kullanılmaktadır; ancak iki kavram arasında fark vardır. Küresel ısınma, dünyanın ortalama sıcaklık değerlerindeki iklim değişikliğine yol açabilecek artışı ifade eder. İklim değişikliği ise belirli bölgedeki mevsimlik sıcaklık, yağış ve nem değerlerindeki değişimleri ifade etmektedir.
Küresel ısınma ile ortalama sıcaklıklar artmakta buda yaz mevsimini uzatırken, kış süresini azaltmaktadır. Buda yağış rejimlerini değiştirmektedir. Kuraklık daha fazla hissedilmektedir.
3. Asit yağmurları ormanları nasıl etkilemektedir?
Asit yağmuru, asidik kimyasalların yağmur, kar, sis, çiy veya kuru parçacıklar halinde yeryüzüne düşmesine verilen isimdir. Atmosfere yayılan kükürtdioksit azotdioksit ve karbondioksit gazlarının kimyasal dönüşümlerden geçtikten sonra bulutlardaki su damlacıkları tarafından emilmesi ile oluşur. Daha sonra bu damlacıklar yeryüzüne yağmur, kar gibi yollarla düşerler. Bu toprağın asitlik miktarını arttırır ve tatlı su kaynaklarının kimyasal dengesini bozar.
 
Havadaki tipik çap konsantrasyonunda oluşan yağmurun pH'ı 5.6 civarındadır. Bu yüzden pH'ı 5.6'nın altındaki yağmur asit yağmuru olarak nitelendirilir.
 
Ama doğal asit kaynakları yüzünden yağmurun pH'ı zaten 4.5 ile 5.6 arasında değiştiği için 5.0'ın altı daha doğru bir ölçü olarak nitelendirilebilir.
 
Asit yağmuru akarsuların zehirlenmesi ve yüksek irtifalardaki ormanların zarar görmesinin başlıca sebeplerindendir.
4. Sera gazlarının üretim miktarının azaltılması için ne gibi önlemler alınabilir?
İklim değişikliği açısından atmosferdeki sera gazı miktarı hesaplanırken karbon dioksit eşdeğeri olarak ppm (milyonda bir parçaçık birimi) esas alınır. 2015 itibarıyla güncel sera gazı yoğunluğu yaklaşık 400 CO2 eşdeğeri ppm düzeyindedir. Bu sadece karbon dioksit gazının değil hesaplamaya giren diğer lerinin de uygun çarpanlarla denkleştirilerek bulunan bir sayıdır. Bu hesaplamada gazların Küresel Isınma Potansiyeli (Global Warming Potential) gözönünde bulundurulur. Örneğin yukarıdaki listede GWP değeri yukardan aşağı inildikçe artmaktadır[2]. GWP değeri büyük olan gazlar,aynı miktardaki karbon dioksite göre küresel ısınma'yı çok daha büyük ölçüde etkileyebilmektedirler. Ancak salınan karbon dioksit miktarı çok yüksek olduğu kürsel ısınmanın birinci derece sorumlusu olan gaz olarak gösterilmektedir.
5. Ozon gazının seyrelmesine neden olan faktörler nelerdir?
Ozon gazı bulunduğu atmosfer tabakasına göre yaşamın dostu veya düşmanı olmaktadır. Yeryüzünden 15 km ye kadar olan troposfer içinde bulunan troposferik ozonun artması sera etkisini artırır ve küresel ısınmaya katkıda bulunur. Yaygın olarak bilinen ve adından sıkça bahsedilen ozon tabakası ise stratosferik ozondur. 15-50 km’ler arasında yer alır ve yeryüzündeki canlıları güneşten gelen mor-ötesi (ultraviyole-UV) ışınlara karşı korur. Stratosferik ozon, atmosferdeki tüm ozon miktarının %90 kadarını oluşturur. Maksimum konsantrasyon 19-23 km’ler arasında yer alır. Yaşamın dostu olan stratosferik ozon çeşitli endüstriyel faaliyetler sonucu açığa çıkan klor ve brom içeren gazlar (özellikle kloroflorokarbon, CFC) ile reaksiyona girerek parçalanır ve seyrelir. Bunun sonucunda, 280-320 nm dalga boyu aralığındaki UV-B radyasyonu az bir kayıpla atmosferi geçer. Yeryüzüne ulaşan bu radyasyon, gözlerde katarakt rahatsızlığına, cilt kanserine ve bağışıklık sisteminde bozulmalara neden olur. UV-B radyasyonunun bitkiler üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Fotosentez olayını yavaşlatır ve ürün rekoltesini düşürür. Ayrıca, küresel ısınmada en büyük paya sahip olan CO2 ‘yi emerek olumlu katkıları olan planktonların fotosentez hızını düşürerek çoğalmalarını yavaşlatır.
 
Ozon (O3) üç adet Oksijen atomundan oluşan şeffaf bir gazdır. Ozon tabakası gittikçe inceliyor. Bunun sebebi bizlerin havaya saldığı kimyasallardır. Bu kimyasallar günlük yaşamımızda kullanılırlar ve ozon tabakasına zarar verirler.
Ozon tabakasına zarar veren gazlar şunlardır;
•Kloroflorokarbonlar (CFC’ler), genel olarak klima sistemlerinde, buzdolaplarında köpük üretiminde (örneğin yataklar için) kullanılır. Parfümeride de kullanılmıştır fakat son yıllarda yasaklandı.
•Halonlar, yangın söndürme cihazlarında kullanılır.
•Metil bromid, tarımda böcek ilacı olarak kullanılır. ​
6. Elektromanyetik cihazların kullanımının insan sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?
Elektromanyetik alanları, çevremizdeki tüm akım taşıyan kablolar, elektrikli aletler, yüksek gerilim hatları, TV ve bilgisayarlar, radyo antenleri, mikrodalga fırınlar, mobil telefonlar, cep telefonları, uydu antenleri ve verici antenler yaratır. Evlerimizde günlük kullandığımız çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı, mikrodalga fırınlar, saç kurutma makinesi, elektrikli traş makinesi, elektirikli ısıtıcılar, bilgisayarlar, cep telefonları vs. Makina ve cihazların her birinin çevresinde elektromanyetik alan mevcuttur.
 
Bu kadarla da bitmiyor. Bizler, her birimiz görünür ışığın titreşiminden biraz daha az titreşimli İnfared, Kızılötesi, elektromanyetik radyasyon kaynağı olarak elektromanyetik dalgalar yayıyoruz. Ve yaşamımız/canlılığımız devam ettikçe de İnfared, Kızılötesi radyosyon yaratacağız/yayacağız. İnsan organizması, besinleri yakmakla oluşan ısıyı, vücut sıcaklığını 36°C-37°C sabit tutmak için sürekli olarak etrafa vermek zorundadır. Bunu İnfared radyasyonla yapar. Yani insan vücudu ısısını elektromanyetik dalgalarla uzaklaştırır. Bunun gibi yer kürenin ve vücudumuzun hemen her bölgesinin elektromanyetik özellikleri saptanmıştır. İnsan organizmasının magnetik alanlarının çevremizdeki doğal alan olan yer kürenin magnetik alanı ile uyumlu olduğu da bilinmektedir. Böyle bir ortamda evrimleşen insan için çevre doğal alanları, teknolojik gelişme ile bozulmuştur. Teknolojinin bize sunduğu ve yaşamımızı kolaylaştıran cep telefonu, bilgisayar, televizyon, elektrikli ev aletleri, uydu antenler, kablolu iletişim sistemleri vs. vücudun magnetik alanları ile yer kürenin magnetik alanı arasındaki uyumu bozmuştur/bozmaktadır. Çünkü insanlığın kullanımına girmiş bu aletlerin elektromanyetik alanları, insan vücudundaki elektromanyetik alanlardan ve doğal çevre alanlarından çok daha fazladır. En fazla magnetik alana saç kurutma makinesi, elektirikli traş makinesi ile floresan lamba sahiptir.
7. Atmosferdeki karbondioksit gazı miktarının azalması nelere yol açabilir? Açıklayınız.
Karbondioksit oranının artışı devam ederse, rekor sıcaklıklar, kuraklıklar, aşırı yağışlar ve seller istisna olmaktan çıkacak. WWF-Türkiye, zaman kaybetmeden fosil yakıtları bırakmanın ve yenilenebilir enerjiye geçmenin yaşamsal bir zorunluluk olduğunu belirtiyor.
 
Hawai’deki Mauna Loa Gözlemevi’nde görev yapan bilim insanları, 25 Nisan itibariyle atmosferdeki karbondioksit oranını 399,72 ppm olarak ölçtüler. Bilim insanları bu seviyenin çok yakında 400 ppm’nin üzerine çıkmasını bekliyorlar. 400 ppm seviyesinin aşılması, ortalama sıcaklıklardaki artışın tehlikeli seviyelere ulaşması için kritik eşiğin aşılması anlamına geliyor.
 
Bilim insanlarına göre atmosferdeki karbondioksit oranının artışının temel nedeni insan kaynaklı faaliyetler. En büyük pay, fosil yakıtların kullanımı nedeniyle enerji sektörüne ait. Atmosferdeki karbondioksit oranının artış eğilimi devam ederse rekor sıcaklıklar, kuraklıklar, aşırı yağışlar ve seller birer istisna olmaktan çıkacak.
 
Bu gün böyle bir durum yok ama karbon dioksit miktarı azalsa idi küresel ısınma yerine küresel bir soğumadan bahsedecektik. Ama tabiatın dengesi karbon çevrimini son derece başarılı bir biçimde yapmaktadır. Nereye kadar sürer o birazda insan oğluna bağlı. Bir an önce fosil yakıt tüketimini bırakmalıyız
8. Küresel ısınmanın ekosistem üzerinde muhtemel etkileri nelerdir?
Küresel ısınma özellikle son 10 yıl içerisinde bütün dünyanın tartışmaya başladığı ve çözümler üretmek amacıyla uluslararası toplantıların düzenlendiği önemli bir gündem haline gelmiştir. Küresel ısınmaya neden olan karbondioksit ve diğer sera gazları, dünya atmosferinin kimyasal bileşimini 100-150 yıl öncesine göre fark edilir oranda bir değişikliğe uğratmışlardır.
 
Azot ve oksijen atmosferin ana gazları olmasına rağmen karbondioksit, metan ve normalde atmosferde bulunmayan sentetik kimyasalların oranlarında son yıllarda önemli artışlar gözlenmektedir. Bu gazlar güneş ışınlarının atmosferden geçerek dünya yüzeyine ulaşmasını sağlar. Bu ışınların yeryüzüne ulaşması sonucu oluşan ısı dalgalarını yansıtarak bunların tekrar atmosferin yukarı katmanlarına kaçmasını engellemektedirler. Bu özellikleri sayesinde dünya sıcaklığının şu andaki yaşanabilir düzeylerde olmasını sağlarlar. Ancak bu gazların atmosferdeki yoğunluğunun artması, güneş ışınları sonucu oluşan ısının tamamen yeryüzünde hapsedilmesine sonuç olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
 
Bugün yoğun bir şekilde tartışılan ve bilim insanlarını düşündüren konu; dünyanın sıcaklığında meydana gelecek 1-2ºC’lik ısınmanın ormancılık, deniz seviyesi ve canlı organizmaların çeşitliliğinde neden olabileceği değişikliklerdir. Bu değişim sürecinin ne kadar hızlı olacağı ve ne kadar süreceği konusunda ne yazık ki bilim adamları tarafından görüş birliğine varılamamıştır.
 
Canlı organizmaların çeşitliliği doğrudan ekosistem çeşitliliği ile ilişkilidir. Ekosistem çeşitliliği ise, bitki, hayvan ve mikroorganizma toplulukları gibi canlılar ile onların ilişki içinde yaşadıkları toprak, su, hava, mineraller gibi cansızların işlevsel olarak karşılıklı etkileşim içinde oluşturdukları dinamik bir bütün olarak ifade edilebilir. Biyolojik çeşitlilik genetik çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliğini içeren, dünyada canlıların ortaya çıkışından bu yana oluşan önemli tarihsel bir birikimdir. Gerek biyolojik çeşitlilik gerekse ekosistemler dünyanın yaşam destek ünitelerini oluşturarak, ekolojik dengenin bir bütün olarak işlemesini sağlar.
 
Ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin, küresel iklim değişikliğinden olumsuz etkilenmesi bazı türlerin yok olmasına, bazı türlerin habitat değiştirmesine veya göç etmesine neden olurken, bazı türlerde de popülasyon artışına yol açabilmektedir. Söz konusu iklim değişikliği doğal biyolojik çeşitliliğin değişime uğraması, organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerinin değişmesi, ekolojik besin halkasında olası kopmalar gibi henüz sonunu tam olarak kestiremediğimiz bir dizi ekolojik felaketle insanlığı karşı karşıya bırakmaktadır.
9. Atıkların insan ve çevre sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?
Nüfus artışı, yaşam standardının yükselmesi, şehirleşme, tüketim maddelerinin çeşitlenmesi gibi nedenlerle atık maddeler giderek artmaktadır. Belli bir orandaki atıkları ekosistem birkaç yıl veya daha uzun sürede temizleyebilmektedir. Ancak atık sayısı ekosistemlerin temizlenme gücünün üzerine çıkmıştır.
 
Atıklar, sıvı katı ve gaz olmak üzere üç başlık altında incelenebilir.
 
1. Katı Atıklar
Evrensel Atıklar: Yiyecek atıkları, bahçe atıkları, cam, seramik, metal parçaları, konserve ve meşrubat kutuları, ambalaj maddeleri, plastikler, gazete, dergi ve mecmua, baca külleri, elbise ve kumaş parçaları vs.
Şehir Atıkları: İnşaat malzemeleri atıkları, sokak temizleme atıkları, hurda araçlar, arıtma çamurları vs.
Endüstri Atıkları: Sanayi faaliyetleri sonucu ortaya çıkan atıklardır.
Tarım Atıkları: Tarımsal faaliyetler sonucu ortaya çıkan atıklar.
Bu atıkların miktarı ve özellikleri bölgenin veya şehrin sosyoekonomik seviyesi, beslenme alışkanlıkları gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Günümüzde katı atıkların toplanması, taşınması, depolanması ve zararsız hale getirilmesi büyük önem kazanmıştır.
 
Uygun şekilde depolanmış çöpler, yeraltı ve yüzeysel su kirliliğine, haşerelerin üremesine, kötü kokuların yayılmasına, görüntü kirliliğine ve mikropların yayılmasına sebep olmaktadır. Atıklar içerisindeki cam ve plastik malzemelerin ayrışması uzun yıllar alacağından kalıcı olarak toprağın kirlenmesine neden olmaktadır. Bazı ülkeler atıklarını üstüne para vererek az gelişmiş ülkelere satmaktadır.
 
Ülkemizdeki ilk çöp faciası 28 Nisan 1993 yılında İstanbul’un Ümraniye ilçesinde meydana gelmiştir. Yaklaşık 20 yıldır çöp dökümü yapılan sahada patlama olmuş, 39 kişi hayatını kaybetmiştir.
 
Çevreye bırakılan katı atıklardan; plastik şişe 1000 yılda, alüminyum kutu 10-100 yılda, plastik kaplı süt kutuları 5 yılda, portakal kabuğu 6 ayda, sakız 5 yılda, pil 100 yılda, plastik torba 10-20 yılda, kağıt 2-5 ayda, cam şişe 4 bin yılda ayrışabilmektedir.
 
2. Sıvı Atıklar
 
Kanalizasyon atıklarına atık su denmektedir ve su kirliliğindeki en önemli kirleticidir. Sıvı atıkların sularda oluşturduğu kirlilik ve etkileri:
 
Fiziksel Etkiler: Suyun sıcaklık, tat, koku gibi özellikleri değişir. Yüksek sıcaklıktaki fabrika suları nehirlere bırakıldığında nehirlerin sıcaklığını yükseltir. Sıcaklığı artan suyun oksijen miktarı azalır ve ekolojik denge bozulur.
 
Kimyasal Etkiler: Kurşun, civa gibi metaller suda birikir. Organik ve inorganik maddeler sularda birikir.
 
Biyolojik Etkiler: Organik atıkların etkisiyle su kaynaklarında üreyen algler, bakteriler ve küfler oluşur. Bunlar da sulardaki oksijeni azaltırlar.
 
3. Gaz Atıklar
 
Nükleer santraller, taşıtlar, sanayi tesisleri çöp depolama alanları, fosil yakıt kullanımı ve yangınlar gaz atıkların kaynaklarını oluşturur.
 
Atıkların çevresel etkileri;
 
Yangınlar ve patlamalar
Küresel ısınma
Hava kirliliği
Bitki örtüsünün zarar görmesi
Yeraltı suyu kirliliği
İstenmeyen kokulardır.
10. Atıkların geri dönüşümü çevre sorunları üzerinde nasıl bir etki oluşturur?
Atık kağıt geri dönüşümü normal şartlardaki bir kağıt üretimi için gerekli olan su ihtiyacını yüzde 60 oranında azaltırken, enerji ihtiyacını da yüzde 40 oranında azaltmayı başarabilmektedir.
 
Uygulanan ülkelerde, hava kirliliğinde yüzde 74 azalma görülürken, su kirliliğinin de bu üretime bağlı olarak yüzde 35 düştüğü gözlemlenmiştir. Buna ek olarak bertaraf etme sorunu da ortadan kalkarak , geri dönüşüm için kullanılan her ton kağıdın en az 30000 litre su tasarrufu ve 3000-4000 Kwh enerji tasarrufu yaptığı gözlemlenmiştir. Geri dönüşüm aslında ekonomi için de canlanma demek olabiliyor. Zira bu yerel endüstrinin gelişmesi ve yeni iş olanaklarının da oluşması demek oluyor.
 
Kağıt üretiminin geri dönüştürülerek yapıldığı ortamlarda enerji tüketiminin yüzde 28 ile 70 arasında azaldığı ve her ton geri dönüştürülmüş kağıdın 4 varil petrol tasarrufu yaptığı belirlenmiştir
 
İyi organize edilmiş bir toplama sistemi belediyelerin katı atık toplama yüklerini hafifleteceği gibi, çöplüklerde bertaraf edilmesi işlemini de önleyecektir. Ayrıca, üretimin atık kağıt kullanılarak yapılması halinde imalat için gerekli olan su ve kimyevi maddelerin daha az kullanılacak olması Çevre Korunması açısından son derece önemlidir.
Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle doldurunuz.
1. Sera gazları dünyanın ortalama sıcaklığın artmasına neden olmuştur.
2. Havadaki zehirli gazlar yağmur sularıyla birleşerek asit yağmuru oluşturur.
3. Nükleer kaza nükleer enerji istasyonlarındaki kazalar veya sızıntılar, uygunsuz nükleer atık imhası, uranyum depolama sonucunda ortaya çıkar.
4. Kaynakların verimli şekilde kullanılmasını sağlayarak ekonomik girdi oluşturan en önemli katı atık
yönetim biçimi geri dönüşümdür.
5. Kurşun, cıva gibi ağır metallerin suda birikmesiyle oluşan kirlilik kimyasal kirliliktir.
6. Toplanan malzemenin cam, metal, plastik ve kâğıt bazında ayrılması geri dönüşüm sisteminin
sınıflandırma basamağını oluşturur.
7. Ozan tabakası yeryüzündeki tüm canlı varlıkları güneşin öldürücü ultraviyole ışınlarına karşı
koruyan bir kalkan görevi görmektedir.
 
Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi geri dönüşüm sisteminin temel basamaklarından değildir ?
A) Sınıflama B) Atıkları ayrı toplama C) Kaynakta ayırma D) Depolama E) Değerlendirme
 
2. Küresel ısınmaya bağlı olarak meydana gelen iklim değişmelerinin etkisiyle aşağıdakilerden
hangisinde azalma görülür?
A) Orman yangınlarında
B) Çevre sorunlarında
C) Buzulların erime hızında
D) Erozyon şiddetinde
E) Tatlı su kaynaklarında
 
3. Aşağıdakilerden hangisi ormanların çevresel etkilerinden biri değildir?
A) Toprağı koruma B) Erozyonu önleme C) Oksijen gazı üretme D) Hidrojen gazı üretme E) Havayı temizleme
 
4. Aşağıdakilerden hangisi özel atıklar sınıfına girer ?
A) Ambalajlar B) Fotokopi kâğıtları C) Tıbbi atıklar D) İnşaat molozları E) Sıvı atıklar
 
5. Aşağıdakilerden hangisi vahşi depolama yöntemidir?
A) Yakma yöntemi B) Kompostlama yöntemi C) Gömme sistemi
D) Uygun atık depolama alanlarında depolama yöntemi
E) Atıkları boş alanlarda gelişigüzel biriktirme yöntemi
 
6. Küresel ısınma sonucu aşağıdakilerden hangisi meydana gelmez?
A) Buzulların erimesi B) Kuraklık C) Aşırı yağışlar 
D) Bazı bitki ve hayvan türlerinin yok olması E) Metan gazının azalması
 
7. Ekonomik etkinlikler göz önüne alındığında, aşağıdaki kentlerin hangisinde görülen hava kirliliğinde endüstri kuruluşlarının payının en az olduğu söylenebilir?
A) Adana B) Bursa C) Gaziantep D) Kocaeli E) Erzurum
 
8. Aşağıdakilerden hangisi asit yağmurlarına neden olmaz?
A) Termik santraller B) Hidroelektrik santraller C) Egzoz gazları D) Fosil yakıtlar E) Endustriyel faaliyetler
 
9. Aşağıdakilerden hangisi suyun insanlar tarafından bilinçsiz ve aşırı kullanımı sonucunda ortaya
çıkan olumsuzluklardan değildir?
A) Yer altı sularının tuzlanması
B) Sulak alanların kuruması
C) Kentleşme ve nüfus artışı
D) Su ekosisteminin zarar görmesi
E) Toprakların tuzlanması
 
10. Çevre sorunlarının son yıllarda büyük bir ivme kazanmasında aşağıdakilerden hangisi en fazla etkilidir?
A) Ormanların tahribi B) Şehirleşme C) Göç D) Sanayileşme E) Turizm

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.