Afşarlı Kamil'in ya da Sedat Abinin Vakfiyesi

Ali CÖRE

Dün Afşarlı Kamil'in bahçesine girdim.
Gördüğüm bütün meyvelerden yedim.
Havuza da atladım..
Çocukluğumuzda o bahçeye girmeye çekinir, ürker ve içine girmeye cesaret edemezdik.
Bizim için efsunlu, gizemli bir yerdi.
Macera ve adrenalin dolu bir yer..

Mahallemizdeki en güzel bahçelerden biri.Bizim oyun alanlarımızla hem hudutdu.
İştihamızı kabartan elmalar,ağzımızı sulandıran erikler, mısırlar, salatalıklar.. Ne ararsan vardı.
Ancak bizim de bir göz hakkımız vardı. Ne yapıp edip göz hakkımızı almalıydık.
Hırsızlık mı dediniz? Yok öyle bir şey..O göz hakkına girer,hırsızlığa girmez. Çünkü biz bahçenin içinde yerdik.Eve götürmezdik.Satmazdık.Ondan para kazanmazdık. Yani biz "yiyici"lerdendik.
Dallara da zarar vermezdik.
Tabi bize iyi davranılırsa

Ve bir de havuz.O bahçenin en güzel yeri havuzdu.
Yaz sıcaklarında serinlemek için iki yol vardı. Ya ırmağa gitmek, ya da o bahçedeki havuza dalmak.
O havuza dalmak çok riskli ve cesaret isterdi.Yakalanmaktan korkardık. Ama tüm bunlara rağmen kendimizi dizginleyemez, ne yapıp edip o havuza dalardık.
Biz havuzda iken aniden Sedat abi otların ve ağaçların arasındaki pususundan fırlayıp, elinde değnek ile bizi kovalardı.
Eynimizi-başımızı giyinmeden külotçak ordan kaçar, tarlaların içinde toza toprağa bulanarak giyinir, kahkalarla güle oynaya kendi bölgemize sığınırdık.
O bizim bölgemize gelmezdi.

Sedat abi
bizden büyük, İri yapılı sert görünüşlü biriydi.
Ona yakalanmak istemezdik.. Ara sıra göz yumsa da çoğu zaman bizi havuza sokmazdı.
Bizden kimseyi dövmedi. Ama çok sert bir duruşu olduğu için çekinirdik.

Bahçenin yanında bir de yanık ev vardı. Dineklerin evi. Perili köşk gibi bi şeydi.
Onların yanında başka bir bahçe de, Balıkların Fikri'nin elma bahçesiydi. Bahçe içinde güzel bir ev vardı. Fikri amca da biraz tersti. Biz onu kızdırırdık. Ama hanımı bize çok iyi davranırdı.

Kamil Ağanın bahçesinin yan tarafındaki Kel Mehmet Emminin tarlasında top oynar, uçurtma uçurur, saklambaç oynar, kuş avlar vs hep oralarda vakit geçirirdik. Tam duvarın dibinde bir de dut ağacımız vardı. Onun dallarından hiç inmezdik.

O bahçeye topumuz kaçmaya görsün. Ya da uçurtmamız düşmesin.
Topu kaçıran ceza olarak o bahçeye gidip almak zorunda kalırdı.
Bahçenin çevresi yüksekçe kerpiçten duvarlarla çevriliydi.Duvarın bizden tarafı alçaktı. Bahçe tarafı yüksekti.Yani bahçeye atlamak kolay ama geri çıkmak zordu.

Evvelki gün o bahçeye girdim.
Canımın çektiği her meyveden yedim.
Üstüne bir de kavun kestiler.Onu da yedim.
Havuza da girdim.

Sedat Abi Taşköprü'de meşhur Afşarlı Kamil Ağanın oğlu.
Faceden yazılarımı takip ediyor.İlle gel görüşelim dedi.
Tamam dedim.

Yanına vardım.Beni tanıyamadı.Ama ben bütün mahallenin şeceresini,geçmişini anlattım.Mahallemizdeki kişileri,aileleri bir bir saydım.

Ben görmeyeli değişmiş.Biraz yaşlanmış ve biraz kilo da almış.
Çok mübarek,çok halim selim bir derviş olmuş.
Galip Hasan Kuşçuoğlu (KS) efendi hazretlerine intisap etmiş.
Ondan sonra kendini hayır hasenat işlerine adamış.Fakir fukaraya,garip gürabaya yardım için gayret ediyorlar.Eşi de kendisi gibi koşturuyor.

Allah çalışmalarını bereketlendirsin.

Eşi rüyasında bizim yıkandığımız havuzun üstünde bir cami görmüş.
Ondan sonra o alana cami yaptırmaya karar vermişler.
Evlerinin arkasındaki geniş güzel bahçeyi de vakfetmişler.
Bahçenin içinde bir de kuyu var.Eskiden o su ile havuzu doldurup sulama yaparlardı.Halen kuyu çalışıyor.

Taşköprü de Muzafferettin Gazi İlkokulunun yanında Galibî Vakfı da var. Onlarla birlikte çalşıyorlar.

Bahçeye inşa edecekleri caminin altına aş evi de yapacaklarmış. Fakir ailelere yemek dağıtılacak ya da ekmek verilecekmiş. Ülkemizin başka bölgelerindeki evsiz insalara,fakirlere de yardım yapıyorlar. Özellikle ikinci el ev eşyası üzerine yoğunlaşmışlar. (Bu arada fazla ev eşyası olanlar Sedat Abiyle irtibata geçebilir.Tabi sağlam ve kullanılabilir olmalı,battaniye ,kilim vs gibi)

Onlar anlattıkça benim hoşuma gitti.
Milletimiz ve vatanınız için iyilik, güzellik,hayır hasenat işlerini kim yaparsa,nerede yapılırsa öteden beri elimden geldiğince destek olup teşvik etmeye çalışmışımdır.

Sedat abi ayrıca tüm haklarını helal ediyor.O bahçeden kim ne aldıysa,kim ne yediyse,havuza kimler girdiyse. hepsini,herkese helal ediyor.

Ve diyor ki " dünyada kazandığımız malların bize ahirette hiç bir faydası yok.Arkamızdan bize hayır kazandıracak eserler bırakmadıktan sonra hepsi boş"
Yunus gibi " Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?"

Belki de bu bayramın benim için en büyük surprizi ve kazanımı bu oldu.
İlk fırsatta ailecek tekrar o bahçeye gelmek istiyorum.

Çok duygulandım.
Ziyadesiyle mütehassis oldum.
Otuz,otuz beş yıl sonra o bahçeden tekrar bir şeyler yemek nasip oldu.Hem de helalinden.

Ne demişler;
"Nasibindir yer yer gezdiren seni
Arşa çıksan akibetin yer seni"

Sedat abiyle helalleşip ayrıldım.Cenab ı Hak inşallah üzerimizdeki kul haklarını bu şekilde helalleştirerek bizi kurtarır.

Keşke herkes Sedat Abi gibi haklarını helal ettiğini kamu oyuna duyursa.
Helalleşme kampanyası yapılsa herkes birbirine hakkını helal etse ne güzel bayram olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.