Dedesi Abdulmuttalib’in, Peygamberimizi çok sevdiğini gösteren bir anı

Dedesi Abdulmuttalib’in, Peygamberimizi (s.a.v) çok sevdiğini gösteren bir anıyı yazımızın devamından okuyabilirsiniz.

Bir gün, sevgili dedesinin en iyi develerinden biri kaybolmuştu. Abdulmuttalib Dede, kaybolan devesini arayıp bulmaları için bütün çocuklarını gönderdi. Onlar geç kalınca deveye bir şey olacak korkusuyla en son sevgili torununu da göndermek zorunda kaldı.

Amcaları ve amca çocukları deveyi bulamadan geri döndüler. Şimdi bütün gözler Muhamed’deydi (sav). Fakat aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen Peygamberimiz (sav) geri dönmedi!

Telaşa kapılan dede, sağa sola adamlar göndererek sevgili torununu her tarafta arattı. Kendisi de köşe bucak arıyordu. Ancak bütün çabalara rağmen Peygamberimiz (sav) bulunamadı! Sadece dede değil; bütün amca ve halaların yanında duyan herkes büyük bir üzüntü ve telaşla sağa sola koşuşturmaya başladı. Bir çoğu da Kâbe’ye koşup onun sağ salim geri dönmesi için duaya yöneldiler.

Bu arada hava karardı ve akşam oldu. Meşaleler yakılmış, herkes bir yana gitmişti. Ne kadar aradılarsa da bir türlü bulamadılar. Vakit geçtikçe başta dedesi Abdulmuttalib olmak üzere herkes büyük bir endişeye kapıldı.

Karanlığa rağmen eğersiz bir ata atlayan dede, sevgili torununa seslenirken içten içe dua ediyordu. Dağlarda, yamaçlarda onu bulamayan dede, son bir ümitle Mekke’ye at sürdü. Yine gelmemişti. İş böyle çığırından çıkınca dede, gözyaşları içinde tekrar gidip Kâbe’nin örtüsüne sarılarak hıçkırmaya başladı. Bir yandan hıçkırıyor bir yandan da yana yakıla dua ediyordu. Dede hıçkırıklarla dua ederken birden bir bağrışma oldu:

— Geliyor! Abdulmuttalib’e müjde verin! Sevgili torunu geliyor işte!

Bir anda bütün kalabalık, ellerindeki meşalelerle sel gibi sesten yana akmaya başladı. Sevgi-li Peygamberimiz (sav) kaybolan deveyi bulmuş ve de üzerine binmiş olarak karanlıkları yarıp geliyordu. Bütün herkes artan bir sevinç dalgası içinde, büyük bir coşku ile karşıladı onu. Dede de nihayet kalabalığı yarıp öne çıkıverdi.

Peygamberimiz, bütün herkese tebessüm ederek deveden indiği gibi dedesinin kucağında buldu kendini. Sevgili torununu kucaklayıp bağrına basan dede, hıçkırıklar içinde güçlükle konuşabiliyordu:

— Yavrucuğum benim! Senin için öyle üzüldüm ki hiçbir şeye bu kadar üzülmemişimdir. Vallahi ben, bir daha hiçbir iş için hiçbir yere göndermeyeceğim seni. Bundan sonra hiçbir zaman ve hiçbir yerde yanımdan ayırmayacağım!

👍 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

SORU & CEVAP Haberleri