Fatih Dönemi’nde merkezî otoriteyi güçlendirmek için yapılan çalışmalar nelerdir

Fatih Dönemi’nde merkezî otoriteyi güçlendirmek için yapılan çalışmalar nelerdir bu konuda sizlere kısa bilgiler vereceğiz.

Fatih’in merkeziyetçi yapıyı güçlendirmek amacıyla yaptığı diğer bir uygulama ise Divan-ı Hümayun’a padişahların başkanlık etme usulüne son vererek, bu yetkiyi vezir-i azama devretmek oldu. Böylece Divanda vezir-i azamları etkin kılarak Divanın işlevselliğini arttırdı. Ancak padişah Divan toplantılarını Divanın üst tarafında bulunan kafes arkasından dinlemeye devam etti. Dolayısıyla Divan toplantılarını devamlı kontrol altında tutma olanağına sahip oldu. Ayrıca Divanda alınan kararlar vezir-i azam aracılığı ile padişahın onayına sunuldu. Bu sayede de vezir-i azam hem padişah tarafından denetime tabi tutuldu hem de Divanda kendi başına kararlar alması durumu ortadan kalkmış oldu.

Fatih’in, Devletin merkeziyetçi yapısını güçlendirmek amacıyla yapmış olduğu uygulamalardan biri de müsadere uygulamasıdır. El koymak anlamına gelen müsadere, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde Devlet malını zimmetine geçirenlerle isyancılara yönelik bir uygulama idi. Fatih Dönemi’nden itibaren yüksek derecede görev yapanların ölümleri hallerinde mallarına el konularak bunların hazineye intikal ettirilmesi sağlandı. İlk kez 1453 yılında vezir-i azam Çandarlı Halil’in ailesinin malları müsadere edildi. Fatih’in, müsadere sistemini uygulamak istemesinin en önemli gerekçesi merkeziyetçi yapıyı güçlendirmek ve Devlet otoritesine rakip olabilecek oluşumları engellemekti. Bunların dışında ekonomik bunalım ve savaş dönemlerinde Devlet hazinesine gelir sağlamak ve üst düzey yöneticilerin öldükten sonra mirasçılarına bir şey bırakamayacaklarını düşünerek dürüst davranmalarını sağlamaktı.

Değişiklik yapılan alanlar hangileridir

  • Askeri alanda
  • Ekonomik alanda
  • Veraset alanında
  • Hukuk alanında
  • Toprak alanında

Fatih Dönemi’nde, merkeziyetçi Devlet yapısını güçlendirmek amacıyla yapmış olduğu uygulamalardan biri de haremden evlenme geleneği başlamasıdır. Fatih Dönemi’ne kadar, Osmanlı padişahları genelde Anadolu beyleri, Bizans ve Sırp krallarının kızları ile evleniyorlardı. Bundan amaç siyasi çıkar elde etmek ya da miras yoluyla toprak elde etmekti.

Örneğin I. Murad, oğlu Yıldırım Bayezid’i Germiyan Beyi’nin kızı ile evlendirerek Germiyanoğullarının topraklarını şeyiz olarak Osmanlı sınırlarına katmıştı. Ancak bu evlilikler bazı sakıncaları da beraberinde getiriyordu. Yabancı bir prensesin ya da güçlü bir Türk ailesine mensup bir kadının ailesi, Osmanlı hanedanıyla evlilik bağı kurarak siyasi çıkarlar sağlayabiliyordu. Diğer yandan taşrada bulunan bazı Osmanlı yöneticileri, güçlü ailelerle akrabalık kurarak nüfuzlarını arttırıp Devlete engel teşkil edebiliyorlardı.

Fatih, tüm bu olumsuzları gidermek amacıyla başta padişah olmak üzere, Enderunda saraya bağlı yetişen Devlet yöneticilerinin, saray hareminden yetiştirilen kadınlarla evlenme geleneğini başlattı. Böylece Devlet taşraya gönderdiği idareci ve askeri görevlilerin nüfuzlu ailelerin kızlarıyla evlenmelerinin önüne geçerek merkezi otoriteyi korudu. Yine padişah hanımları vesilesi ile siyasi çıkar elde etmek isteyenlerin önüne geçildi.

👍 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.

SORU & CEVAP Haberleri