İtibar lükste ve israfta değil fazilettedir

Ali CÖRE

Eflâtun (M.Ö 427-347), nun ideal devlet düşüncesine göre; devleti tek bir yönetici değil, felsefe eğitimi almış ve bütün bedenî arzu ve zevklerden uzaklaşmış çok sayıda yaşlı aristokrat yönetmelidir.

Farabî (874-950), faziletli toplumla ilgili olarak "Medinetü'l-Fâzıla" adlı bir kitabında
"faziletli şehrin yöneticisi, sıradan herhangi bir insan olamaz. Çünkü faziletli bir toplum faziletli idareci ile mümkündür. Öyle ki yöneticiler peygamberlerin ahlâkına sahip olmalıdır. Onların gayesi, kendisine ve halkına gerçek mutluluğu verebilmektir. Zorbalıkla yönetmek, faziletli yönetimin özelliklerinden değildir.

15. yüzyıl ünlü Osmanlı tarihçisi Âşık Paşazâde'nin "Tevarih-i Âl-i Osman" adlı eserinde anlatılan bir olay:
Orhan Gazi, oğlu Süleyman Paşa'ya Taraklı Yenice'si üzerine gitmesi emrini verdi. Bu memleketlerin hepsi Orhan Gazi'nin adaletini işitmişlerdi. Henüz fethedilmeyen memleketler dahi, Osmanlıların nasıl davrandıklarını öğrenmişti. Bu yüzden Taraklı Yenice'sini anlaşarak verdiler. Osmanlılar Göynük'ü ve Mudurnu'yu dahi öylece aldılar. Süleyman Paşa o kadar adalet gösterdi ki, bütün o memleketlerin halkı, "Ne olurdu! Eskiden beri bunlar bize bey olaydılar!" diyordu.2 Birçok köy, bu Türk kavmini gördüler. Müslüman oldular.
Aynı hâdise, Yıldırım Bayezid döneminde Alaşehir'in fethi öncesinde yaşandı. Sultan henüz oraya varmadan, "Kimsenin bir çöpünü zulüm ile almayalar. Her kim bu yasağı dinlemezse günahı kendi boynunadır." ilânında bulundu.

Ecdat, çok kaliteli bir Müslümanlık sergilemişti. Onlar, Allah Resulü'nün (sallalahu aleyhi ve sellem) metotlarına hep sadık kalmış; icabında Yahudi ve Hristiyanları bile kendi cephesine çekip, onları istihdam edebilmişti. Evet, daha başlangıçta, Gazi Mihal, Evrenos, Zağanos Paşaların gelip Müslüman olmalarının temelinde, Osmanlı'nın adalet, eşitlik, hürriyet gibi kavramları gerçek mânâda temsil etmesi söz konusuydu.

Eflâtun'un herkesin mutlu olduğu toplum beklentisi ile Farabî'nin faziletli yöneticiler için kullandığı, zorba değil, kendisine ve halkına gerçek mutluluğu verebilen sözleriyle tarif ettiği ideal yöneticiler, ecdadımız arasından çıkıyordu.

Kur'ân-ı Kerîm'in, 'tarihî tekerrürler devr-i daimi' adına söylediği söz : 'Ve tilkel eyyâmü nüdâvilühâ beynennâs.' (O günler... Onları Biz insanlar arasında çevirir dururuz) (Âl-i İmrân, 3/140). Nitekim tarihî realiteler gösteriyor ki, Babil'den, Mısır'dan, Yunan'dan, Bizans'tan, Selçuklu'dan sonra, daha başka toplumlar da, bir manâda, devirlerini tamamlayıp, bugünkü fonksiyonları itibariyle, tarih sahnesinden silinmiştir. Onların yerlerini daha inançlı, daha dinç, daha kararlı ve hayata bakışları daha engin bir kısım yeni milletler almıştır.
(Sızıntı'dan özet)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.