Karakuş'iye göre çok mal sahibi olmanın hükmü

Ali CÖRE

Karakuşi yanında zabitleri ile yola çıkmıştır.Yol uzun.Hava sıcak.En yakın bir kervansarayda mola vermeye niyetlenirlenirler.
Derken yol üzerinde büyük bir han yeni inşa edilmiş. Hem de bölgenin en gözde yerine. Gayet havadar ve tenezzühe elverişli. Gelen gitmek istemez, giden tekrar gelmeyi özler. Ne yazın sıcaklığı ne de kışın soğuğu hissedilmez.

Kervan sarayın içinde hamam,özel ahırlar yapılmış, özel seyisler unutulmamış.
Karakuşi buyur edilmiş. En güzel, en ferah en serin en havadar oda emrine açılmış. Bir kaç hizmetçi de emrine verilmiş. Hamamdan sonra mükelkef bir sofra da kurulmuş. Sofrasında her türlü meyveler, şuruplar iştah açıcı kokularıyla,ışıl ışıl tabak ve çanaklarıyla, rengarenk billur kesme kadehleriyle donatılmıştır. Tabaklar dolu gelip yine dolu gitmektedir. Bir kuş sütü eksik. Aman efendim bunlarla karnınızı doyurmayın diyerek iştahını bir sonraki yemeğe saklaması tavsiye edilmektedir. Hatırı kalmasın, bundan da tatın diyerek bir bir, çeşit çeşit ikramdan sonra yemek faslı bitmiş,çaylar,kahveler içilip nargileler çekilmiştir.

Mis kokulu atlastan çarşaflar, yorganlar kuş tüyünden yastıklar içinde bir yatak gösterilmiş ve sabaha kadar istirahatı temin edilmiştir.
Sabah erkenden kalkıp yola revan olması umulmaktadır.
Ama Kadı Efendi bir türlü uyanamamıştır. Akşamki ikramlar ve hamam sefasından sonra gevşeyip kendinden geçen Kadı Efendi nihayet kuşluk vakti uyanmıştır.
Üstünü başını giydikten sonra kendini bekleyen mükellef bir kahvaltı sofrasına oturmuş.
Sofraya hanın sahibinin gelmesini de arzulamış ve davet ettirmiştir.
Han sahibi Kadı Efendi çağırır da gelmez mi?Biraz çekinerek mahcup vaziyette oturmuş Kadı Efendiyi dinlemektedir.
Kadı Efendi;
— Efendi çok güzel bir han yaptırmışsın.Ve misafir ağırlamada da oldukça hünerlisin.
— Teveccühünüz efendim. İnşaalah sizleri memnun edebilmişizdir.Başka bir arzunuz var mı demeye dilim varmıyor.Başka bir emriniz varsa lütfen söyleyiniz.Kusurumuz varsa onu da affediniz
—Efendi hiç bir kusurunuz yoktur. Bizi de memnun etmişsinidir. Ancak gece yatmadan kara kaplı kitaba baktım ve senin durumunu inceledim.Hiç iyi göremedim.
—Aman efendim bizi af ediniz. Bir kusurumuz varsa cezasını çekeriz. Şeriatın kestiği parmak acımaz.
—Tabiki acımaz efendi. Ancak parmak kesmeye ne hacet. Siz bu kervansarayı bize veriniz de ne parmak kesilsin ne de şeriata karşı gelinsin.
—Aman efendim ne şeriatı ne karşı gelmesi?Olur mu öyle şey? Benim şimdiye kadar hiç vukuatım olmamıştır. Vergimi, zekatımı aksatmadan ödemişim, işçilerimin hakkına riayet etmişimdir.
— Efendi uzun etme. Bu mekanı bize ver. Bizde senin diğer işlerini âsân edelim.
— Aman efendim, bütün malımız devletimize ve dahi sultanımıza feda olsun. Lakin kulunuz son derece titizdir. Harfiyen şeriata ve nizama münasip iş yapar. Bir eksiği yoktur.
Dediyse de bu Karakuşi'nin daha da sinirlenmesine neden olur.
— Efendi, efendi! Madem sen öyle inat ediyorsun bize de kara kaplı kitaba müracaat etmek düşer. Getirin bakalım kitabı. Ne diyor senin bu malların hakkında.

Ve kitap gelir ortaya.Mal ile ilgili bab açılır. İfade şöyledir; "çok söz yalansız çok mal dahi haramsız olmaz"
— Yaz katip efendi,kitaba bakıldı.Hükmü verildi. Bu hancının çok malı olduğu tespit edildi ve dahi bunun haramsız olamayacağına hükmedildi. Bütün mallarının müsadere edilmesine ve beytül mala devrine ve hükmün temyizinin bila kabil olmak kaydıyla uygulanmasına karar verildi.
Karara bağladıktan sonra Hancıya döndü ve dedi ki:
— Hancı efendi bu zamanda bu kadar düzgün hesap kitap nerde görülmüş.Sen mutlaka hesabını kitaba uydurmuşsun.Bu kadar kitaba uygun iş yapmak mümkün müdür?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.