Mihmandar Kitap Özeti - İskender PALA

Mihmandar Kitap Özetini haberimizin devamından okuyabilirsiniz.

Mihmandar İskender Pala - BİR EYUP SULTAN ROMANI...

(Hazreti Muhammed (SAV) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Konstantinniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden emir ne güzel emir; onu fetheden ordu ne güzel ordudur.”)

İslam aşkıyla, gönüllere düşen cihad ateşiyle yananlar, fethedemesek de yolunda ölürüz diye, çöl sıcaklarına, buzul soğuklarına aldırmaksızın; kimi zaman tuzaklarda şehit vererek, kimi zaman amansız hastalıklarla boğuşarak İstanbul'un fetih müjdesini nesillerin ve zamanın ruhuna işlediler. Bir tanesi vardı ki, o cihad ateşinin hem mihmandarı hem de kahramanıydı.. O Eyüp Sultan'dı... O kahraman, 80 yaşına ve hastalığına aldırmaksızın Mekke, Medine ve Şam'dan geçti ve İstanbul önlerinde durdu. Fetih başaralımasa da Kutlu Nebi'nin hadisi ışığında İstanbul'un fethiyle İslam'ın sancağı olacağına inanan Peygamber'in mihmandarı kendi isteğiyle surların dibine gömülmek istedi... Bakalım sonra ne oldu:

"Sultan Mehmed bu civarda sık sık ok talimleri yaparmış. Sultan o gün göğe 4 ok atmış. Dördü de attığı istikametten farklı yere düşmüş. Morali bozulmuş. Zaten o günlerde Konstantiniyye kuşatması da uzamış. Askerde bıkkınlık görülüyormuş. O yüzden hocası Akşemseddin'den türbenin yerini sorar gibi ağzını aramış. Eğer Ebu Eyyub'un kabri bulunursa, bunun askere çok iyi moral olacağını ve fethe giden kapıları açacağını düşünmüş. Hocasından o gün rüyaya yatmasını istemiş. Ertesi gün beraberce çıkmışlar. Akşemseddin pek heyecanlıymış. Yolda bir çobana rastlamışlar. Çoban, mübarek bir mezar aradıklarını duyunca bir çınar ağacının gölgesini işaret etmiş: " Olsa olsa şurada olur. Şu çınar ağacının gölgesinde. Koyunlarım hiç orada otlamaz ve buraya ayak basmazlar. Hep çevresinde dolanırlar." demiş. Akşemseddin çobanın dediği yeri gösterince rüyasındaki aynı yer olduğunu farketmiş. Çimenlere seccadesini serip namaz kılıp uzun süre iç dünyasına dalmış. Neden sonra Eyüp Sultan'ın ruhu ile konuşmasın mı: "Beni küfürden kurtarmaya geldiniz,fethiniz mübarek olsun." demiş. Padişah bu müjdeli haberi ikindi vakti askerlerle paylaşmış. Askerler coşmuşlar. Gece askerler fetih rüyaları görerek uyurken Fatih uyuyamamış. Gece yerini belirlememk için sokuşturdukları çubukları çıkarıp yerine yüzüğünü gömmüş. Ertesi sabah Akşemseddin çubuğun yerinin değiştiğini görünce önce şaşırmış, ama sonra eski yerine gidip toprağı eşelemiş. Sultanın yüzüğü çıkınca "Burayı kazın!" demiş. İki arşın derinlikte bir taş bulmuşlar. Üzerinde: "Hz. Peygamber'in mihmandarı Halid bin Zeyd Ebü Eyyub el-Ensari burada gömülüdür." yazılıymış. Kabrin üzerindeki taşı kaldırdıklarında Eyüp Sultan hazretleri tatlı bir tebessümle vücudu hiç bozulmadan orada öylece yatıyormuş. Ertesi gün askerler öyle bir çoşmuş ki bir iki gün içinde Konstantiniyye'yi fethetmişler. Fetihten sonra Fatih, türbeyi ziyaret ettiğinde toprağa eşit aralıklarla saplanmış kendi oklarını bulmuş. Oklarını çıkardığı dört yere Eyüp Sultan Camii'nin dört köşesindeki temelleri kazdırmış. Bir yıl içinde caminin kubbesini geçirtip altı yıl sonra da etrafına imaret, medrese odaları, hamam, evler, dukkanlar inşa ettirmiş. Mülk Suresi'ni okuyarak caminin açılışını binlerce 'amin'lerle yapmışlar. O zamanlar henüz 6 yaşında bir çocuk olan Osmanlı Devleti o aminlerin hürmetine zamanla serpilip gelişmiş, cihana hayır getiren bir bir alperen olmuş, kocayıp devlet olmuş. İşte bu yüzden İstanbullular, çocukları okula başlayacağı vakit yahut sünnet olacağı zaman buraya getirirler. Daha sonraki hayatlarını o duanın bereketiyle yaşamak, o devlet gibi güçlü kuvvetli olmak isterler."

Hicretle başlayan bu şiir tadında kitap, iki cihan güneşi Peygamberimiz'in Medine'de Eyup Sultan'ın büyük dedesi Semul'den kalma evinde konaklayıp, nuruyla orayı şereflendirmesiyle devam ediyor. Bu bölümde bir mektup hadisesi var ki okuyanların gönlünü dağlayıp gözyaşına boğuyor. Yıllar sonra Eyüp Sultan ile o nur İstanbul'a gelir. Mezarında yüzyıllardır parlayan nur, Fatih'in Konstantiniyye'yi almasıyla İstanbul'a yerleşmiş, böylece ta Yemen Maliki Tubba'nın kalbinde yanan iman ateşi, İstanbul'da parlar. İşte bu nurun serüvenini anlatır bu kitap. Karakterlerinin ağzından o nurla çoşar yeri gelir gözyaşına boğulur, yeri gelir sinirlenirsiniz.

Bu kitabı okuduğum dönemde Eyup Sultan'ı bir kez daha ziyaret ettim. Asırlara meydan okurcasına o çınar ağacı hala Eyup Sultan'ın kabrini koruyor. O çınara bakıp kulak verin; ne ahlar, ne yakarışlar ne şükürler işittiğini duyarsınız...

(Hazreti Muhammed (SAV): " Allah'ım! Sabahlara kadar uykusuz kalıp nöbet bekleyerek beni korumaya çalışan Ebü Eyyub'u sen de dünya ve ahirette koru.") Amin...

Mihmandar -Bir Eyüp Sultan Romanı

Eyüp Sultan, diğer bir adı ile Ebu Eyyüp el-Ensari Türk İslam tarihinde oldukça önemli bir yer tutar. Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç ettiğinde O’nu evinde ilk misafir eden kişi olan Eyüp Sultan bu yüzden Mihmandar-ı Nebevi olarak da anılmaktadır.

İstanbul kuşatması sırasında öldüğü ve kendi arzusu ile surların dibine gömüldüğü söylenmektedir. İstanbul’daki Eyüp semtinin adı ondan gelir ve hem kendi adına bir Türbesi vardır hem de Eyup Sultan Camii onun adından gelir.

İslamiyeyi, Tarihi ve Aşkı birleştirmesi ile tanınan İskender Pala da son romanında Eyup Sultan’ı anlatıyor. Eyüp Sultan’a verilen Mihmandar adı ile yayınlanan roman şimdiden büyük beğeni topladı ve en çok satanlar arasında yer almayı başardı.

👍 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Kitap Özetleri Haberleri