Önce Ne İstediğine Bak

Nazlı ÖZBURUN

Güzel olsun, akıllı olsun, dindar olsun, zengin olsun, kültürlü olsun, şefkatli olsun, ciddi olsun, itaatkâr olsun, esprili olsun hem de hepsi aynı kişide olsun…

Kapris yapmasın, istediğim zaman sussun, yorgunsam anlayış göstersin, hediye falan da beklemesin, canımı sıkmasın, sadece bana baksın, beni düşünsün, sadece benim olsun…

Evlenmeden önce karşı taraftan beklediklerimiz bunlar ve hatta daha da fazlası... Fakat bizim verebileceklerimiz çok az. Hatta hiç beklentisi olmasın en iyisi…

Kendi içimizdeki tutarsızlıklarımız (almak isterken) ve aynı şeyleri bizden bekleyenlere karşı olanca cimriliğimiz, en büyük sıkıntıların ve kavgaların temel nedenleri.

Beklentilerimiz gerçekçi değilse bulabilme ihtimalimiz de yoktur. Ya bulduğumuzu sandığımızı değiştirmeye çalışır, onda olmayanları atfederek yaşarız. Ya da “bulamadık” diye kendimizi dünyanın en şanssız insanı olarak işaretleriz. Hiç dönüp de aynaya bakmadan.

Bir kere, bütün isteklerimizin aynı kişide olmasını beklemek, aynı kediden durumuna göre uçmasını, bazen havlamasını, bazen de kuzu gibi davranmasını beklemek kadar anlamlıdır.

Asgari şartlar uygunsa ve belirlenen “olmazsa olmazlar” örtüşüyorsa, gerisi teferruattır.

Öncelikle ideal birliği şarttır. Karşınızdaki kadın veya adam hayatı hangi gözle görüyor, bakmak lazım. Hayatı keyif peşinde rahat içinde yaşanacak bir yer olarak mı algılıyor, yoksa idealler peşinde gerektiğinde fedakârlık yapılarak yaşanan bir süreç olarak mı algılıyor, bakmak lazım. Öncelemeniz gereken budur.

Kazanılan para kimin tasarrufunda olacaktır ve bu para nerelere nasıl harcanacaktır. Belki para konuları hoş olmadığından bu kadar açık konuşmamak gerekir lakin paranın daha iyi yaşamak için mi, yeteri kadar yaşamak ve diğer ihtiyacı olanlarla paylaşmak için mi kazanıldığı üzerine üstten de olsa değinmek, ileride yaşanabilecek pek çok tartışmayı önleyebilecektir.

Aynı ideali taşımak, dünyaya yakın yerlerden bakmak, sevgiyi güçlendiren bir özellik taşısa da tek başına yetmez! Geçmişte aynı ideal uğruna evlenen abilerimiz ve ablalarımız, idealler realiteyle yer değiştirdiğinde, şimdilerde birbirlerinin canını fazlaca yakıyorlar.

Yani ideal önemli olduğu kadar, kişilikler arası asgari bir uyumun olması da önemlidir. İki tarafın da agresyonu yüksek bir yapıda olması, yürümeyecek bir evliliğin sinyalini taşır.

Huylar da “Tolere edilebilir mi?” diye bakılması gereken özellikler arasındadır.

Bir ilişki için sevgi gereklidir. Fakat aşk, her zaman risklidir! Aşkta eksikleri görmezsiniz, tâ ki ilk etkileri geçinceye kadar… Oysa sevgide beraber olmaktan duyulan mutlulukla birlikte eksikleri hoş görebilme becerisi de vardır. Âşık olsanız bile, bunun tek başına yetmeyeceğini de bilmelisiniz.

İyi bir eşin tek başına size mutluluk getireceğine dair bir mitiniz varsa, unutmayın ki bu da pek gerçekçi değildir. Evet, nikâhta keramet vardır ama mucize yoktur! Siz gerçekten istemedikçe ve mutlu olmaya kalbinizi açmadıkça, âlem birleşse sizi mutlu edemez!

Karşıdaki insanla konuşamıyorsanız ya da onu yürekten dinleyemiyorsanız sorun vardır. Korkularınız, kendiniz olmanızın önüne geçiyordur. İyi bir ilişki için konuşabilmek ve anlaşabilmek, uzun yolda karşılaşabileceğiniz pek çok sorunu halledebilmenin ilk basmağını oluşturur.

Karşınızdaki insan eğer çok usta bir oyuncu değilse -ki çoğu zaman değildir- kendisi ile ilgili ipuçlarını çoğu zaman size altın tepside sunar. Fakat tek şartla, siz görmek isterseniz görürsünüz.

Evlenmek üzere olduğunuz birisi varsa eğer, oturun ve düşünün. Onu ne kadar iyi tanıdığınıza dair sorular sorun kendinize. Arka arkaya beş on cümle kuramıyorsanız işiniz zor…

Âşıksınız ve optimist bir illüzyon kurarak, her şeyin iyi olacağına dair sonsuz bir umut içindesiniz.

Ya da onunla evlilik isteğiniz, sizdeki kör noktaların ve köken ailenizden getirdiğiniz komplekslerin bir devamı... Yani âşık olduğunuz kişi imtihanınız olacak… Olsun bu da kötü bir şey değil, nihayetinde acı çekerek de olsa gelişeceksiniz…

Hayat yolculuğunda kiminle yol almak istediğimize dair, biraz daha farkında olarak bakmak, beklentilerimizin yapay kısmından sıyrılıp olmazsa olmayacak olanları görmeye çalışmak önemli sanırım. Yoksa hep beraber Seyrani’nin şarkısını söyler dururuz en acıklısından:

“İbrişimden nazik saydığım güzel,
Meğer pulat gibi bükülmez imiş”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.