1. YAZARLAR

  2. Ali CÖRE

  3. Düğün Mukayesesi : İstanbul ve Taşköprü Düğünleri
Ali CÖRE

Ali CÖRE

Yönetim ve Org. Gelişim Dan.
Yazarın Tüm Yazıları >

Düğün Mukayesesi : İstanbul ve Taşköprü Düğünleri

A+A-

Taşköprü'de düğüne gitmeyeli kaç yıl oldu hatırlamıyorum,en son Mustafa Fazıl Kökyay Abimizin düğününe katıldım sanırım.

İstanbul düğünleri adeta gelin ve damata "himmet" toplantısı gibi geliyor bana.Buradaki düğünlerin ana teması şu şekildir; ağzı laf yapan ve kendine güvenen birisi çıkarak selamlama yapar,arada bir şakrabanlıklarla davetlileri gaza getirir ve yardım toplar..

İstanbul'da çok sayıda entel dantel isimlerin verildiği sözüm ona ".....düğün salonu","....düğün sarayı"var.
Salon ya da saray diye geçen bu mekanların çoğu yeraltında adeta mağaradan bozma yerler gibidir.
Vefa deyip ve ayıp olur deyip,zorunlu olarak yeraltındaki bu sarayları dolduran davetliler,iki kuru pasta,bir limonata,bir avuç çitlek ile savuşturulur.
Davetliler bir an önce takı merasiminin başlamasını ister.Zira izbe gibi mekanlarda,kocaman kolonlardan yayılan yüksek baslı müzik yüzünden bil vesile bir araya gelen hısım akrabalar bir çift laf edemez.

Takı merasimi anons edilince evvela sıraya geçme yarışı başlar.Önce toplu iğneler alınıp sıraya girilir,takı veya paralar güzelce takılır,arkasından gelin ve damatla fotoğraf çektirme sırası beklenir.Bunların ardından gelin ve damat ve dahi ana babaları tebrik edilip kibarca müsade istenir.Zira herkes çok yoğundur,başka uğrayacakları yerler de vardır.Derken böylece yeraltından gün yüzüne çıkılır,derin bir nefesten sonra oradan uzaklaşılır.

Bu arada istemeyerek veya bedava sanılarak fotoğraf çektirilmişse,fahiş fiyattan zorla satın alınmadan kurtulma yolları aranır.

Durumu iyi olanlar düğün için daha lüks mekanlar tutar.Buraların sunumu,masaları vs daha gösterişlidir ama içerik yine aynıdır.Yüksek volümlü müzikler, müzisyenler.. Bu düğünlerin bazıları yemeklidir ama çoğunlukla kuş yemi gibi ara ara ikram edilen yemekten kimse bir şey anlamaz.

Taşköprü de bizim çocukluğumuzda "salon(!)" veya "saray(!)" düğünü yoktu.

Düğün davetinin bir adı da "okumak"tı.Bu iş için özel kadınlar tutulur,ellerine listeler verilirdi.Okuyucu kadınlar listeye göre gezer ve davet yapardı.Bazılarının elinde kırmızı mumlar olurdu.Bu mumların ne anlama geldiğini halen bilmiyorum.

Çarşamba günleri yemek verilirdi.Evlerin bahçelerinde veya uygun bir alanda masalar kurulur bol çeşitili yemekler ikram edilirdi.zengini de fakiri de herkes doya doya yerdi.Komşular,hısım-akraba kadınları bir araya gelir,elbirliği ile etlisinden pilavına,su böreğinden yaprak sarması(dolma)na varıncaya kadar üretilirdi.
Gelin alma günü perşembeydi.O günün akşamı cumaya girdiği için mübarek bir gündü.
Gelin almaya gitme işlemine "hak"veya "hak alma",gelin alma konvoyundaki arabalara " hak arabası" denirdi.

Çocukluğumdaki gelin arabalarının kaputunda uzun kurdelalar ile bağlanmış,plastikten gelin bebek otururdu.Hak arabalarına traktörlerde iştirak ettiği olurdu.
Düğün konvoyları mümkün mertebe uzun bir güzergah izleyerek gelini getirirdi.Ya Seka Fabrikasına doğru ve ya Kendir Fabrikasına doğru gidilir bir tur atılırdı.Konvoydakiler bu noktalardan dönerken bir iki el silah atmayı da ihmal etmezlerdi.

Damat efendi yatsı namazından önce gelinin yanına giremezdi.
Gelin hanım akşama kadar yeni evinde damadı beklerdi.Bu arada mahalledeki komşular topluca "gelin görme"ye gider,bir sandalyede oturtulan gelin iyice incelenir,gelinin el emeği,göz nuru çeyizlerine bakılırdı.Bakılırdı ve hem gelinin güzelliğine hem de becerilerine not verilirdi.Tabi bu not ziyaretçilerin kendi arasındaki dedikodusundan ibaretti.

Mahalle camisinde kılınan yatsının arkasından komşularla birlikte,tekbirler ve dualar eşliğinde damat eve getirilirdi.Hoca evin kapısında son duasını yapıp fatihayı çekince damat içeri girerdi.
Bu arada damadın arkadaşları muziplik yapardı.Sırtına vurmalar,yumurta atmalar,ayakkabı saklamalar vs.ile damada şakalar yapılırdı.
Eski düğünlerde erkeklerin göreceği yerde kadınlar oynama zıplama yapamazdı.Kadınlar kendi içinde oturur oynardı.Erkekler kadınları görmezdi.

Şimdi nasıldır Taşköprü'deki düğünler bilmiyorum, İstanbul düğünleri orayı da istila ettimiş midir acaba?

Bu yazı toplam 1278 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.