15. yüzyıldan günümüze bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılması

15. yüzyıldan günümüze bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılması

15. yüzyıldan günümüze bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılmasında ne gibi değişiklikler olduğunu konusunda sizlere kısa bilgiler vereceğiz.

1455’te Johannes Gutenberg (Yohan Gutenberk) ayrı ayrı hazırlanmış kurşun harfleri yan yana dizerek baskı yapan matbaayı icat etti. Aslında matbaa ilk olarak 6.yüzyılda Çin’de kullanılmaya başlandı. Çinliler tahtaların üzerini oyarak harf ve resimleri mürekkep yardımıyla kâğıda basıyorlardı. Çinlilerin bu icadı 9. yüzyılda Uygur Türkleri tarafından da kullanılmaya başlandı. Böylece ilk Türkçe kitaplar basıldı. Bu dönemde Müslümanlar tarafından da kullanılmaya başlanan matbaa Haçlı Seferleri sonrasında Avrupalılar tarafından öğrenildi ve geliştirildi. Böylece kitapların elle yazılarak çoğaltılması Giderek azaldı ve çok sayıda kitap hızlı bir şekilde basılmaya başlandı.

1877’de Thomas Edison (Tamıs Edisın) gramofonun öncüsü olan fonografı icat etti. Bu icatla sesleri kaydettikten sonra dinlemek mümkün oldu. Günümüzde ses kaydı yapmak ve kaydedilen sesleri dinlemek için ses kayıt cihazları, cep telefonları gibi çok daha küçük aletleri kullanmaktayız.

1894’te Guglielmo Marconi (Gulyelmo Markoni) radyo dalgalarıyla deneyler yaparak radyonun geliştirilmesine öncülük etti. 1921’de radyo programları yayımlayan radyo istasyonları kurulmaya başlandı. Günümüzde daha çok haber ve müzik dinlediğimiz radyolar, televizyonların yaygınlaşmasından önce insanların ülkeleri ve dünya ile ilgili bilgi aldıkları başlıca araçtı.

1925’te John Logie Baird (Con Logi Biırt) mekanik televizyonu icat etti. Televizyonun geliştirilmesinde farklı bilim insanlarının katkıları oldu. İcat edildiği dönemdekinin aksine günümüzde televizyonlar renkli ve çok daha net görüntülerle yayın yapmaktadır.

1925’te Edouard Belin (Edvart Bilın) faks makinesini icat etti. Faks makinesi farklı bilim insanlarının katkılarıyla geliştirildi. Faks makinesi ile telefon hatları aracılığıyla belgeleri gönderebilmek mümkün oldu. Ancak günümüzde genel ağın yaygınlaşmasıyla faks makinelerinin yerini elektronik postalar (e-posta) almaya başladı.

1938’de Chester Carlson (Çestır Karlsın), fotokopi makinesini icat etti. Fotokopi makinesinin icadından önce belge ve resimler fotoğrafları çekilerek kopyalanmaktaydı. Bu fotoğrafların basılması ise epey zaman almaktaydı. Fotokopi makineleri günümüzde çok daha hızlı basım yapmakta ve renkli kopya da verebilmektedir.

1945’te ABD’de ENİAC (Eniyak) adıyla ilk bilgisayarlardan biri üretildi. Oda büyüklüğünde olan ilk bilgisayarlar, yıllar içinde farklı bilim insanlarının katkılarıyla geliştirildi, zamanla boyutları küçüldü ve daha fazla işlem yapabilir hâle geldi. Günümüzde üretilen bilgisayarlar dünyadaki tüm kitaplarda yer alan bilgiyi depolayacak ve genel ağ aracılığıyla aktarabilecek kadar gelişmiştir.

1965’te James Russell (Ceyms Rassıl), kompakt diski (CD) icat etti. Böylece ses, görüntü ve daha pek çok bilgi içeren dosyalar kolayca kaydedilmeye ve depolanmaya başlandı. 1995’te çok amaçlı dijital disk (DVD) icat edildi. DVD’ler CD’lerden çok daha fazla bilgi depolayabiliyordu. 2000’li yıllarda flash (fılaş) belleklerin üretilmeye başlanmasıyla CD ve DVD’lerin kullanımı azalmaya başladı. Flash bellekler sayesinde bilginin bilgisayar, cep telefonu, akıllı TV gibi araçlar arasında taşınması son derece kolaylaştı.

1969’da Amerika Birleşik Devletleri’nde mühendisler birbirinden kilometrelerce uzaklıktaki bilgisayarları telefon hatlarıyla birbirine bağladılar. Bilgisayarların aralarında mesaj alışverişi yapabilmesini sağladılar. ARPANET adı verilen bu ağ genel ağın öncüsü oldu. Genel ağ birçok bilim insanının katkılarıyla geliştirildi. Bunlardan biri olan Tim Berners Lee (Tim Börnırs Li), 1989’da Dünya Çapında Ağ’ı (www) icat ederek genel ağ aracılığıyla web (veb) sitelerinin bilgisayarlarda görüntülenmesini sağladı. Genel ağ günümüzde bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılmasında önemli yere sahiptir. Artık büyük boyuttaki dosyalar nedeniyle cihazların kapasitesi yetersiz kaldığından bulut teknolojisi adı verilen sistemle dosyaları genel ağ üzerinde depolayabilmek mümkündür. Bulut teknolojisi ile genel ağa bağlı bir cihazla bu dosyalara ulaşılabilmektedir. Bu da bilgiyi depolamayı, yaymayı ve aktarmayı çok kolaylaştırmıştır.

Kaynak:Haber Kaynağı

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.