Genç bir alim Hz. Âişe (r.a.) kısa hayatı

Genç bir alim Hz. Âişe (r.a.) kısa hayatı

Genç bir alim Hz. Âişe (r.a.) hakkında kısa bilgileri yazımızın devamından okuyabilirsiniz.

Âlim kime denir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Âlimler, peygamberlerin varisleridir .” (Buhari, ilim, 10.) buyurmuştur. Kısaca “bilgin” olarak tanımlanan âlim kavramı, dinimizde Kur’an-ı Kerim’i ve Resûlüllah’ın sünnetini en iyi şekilde bilen ve uygulayan kişi anlamında kullanılır. İlim sahibi olan âlim, bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından, peygamberlerin mirasçısı olarak nitelendirilmiştir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) mübarek ikliminden nasiplenen pek çok sahabe, onun ders halkasında yer alıp “âlim” unvanına kavuştular. Kendilerinden sonraki nesillere, Resûlüllah’tan (s.a.v.) öğrendikleri hikmet yüklü mesajları ilettiler. Âlim sahabilerin bu gayretleri neticesinde İslam’a ait pek çok bilgi günümüze kadar ulaşmıştır. Peygamberimizin (s.a.v.) eşi Hz. Âişe (r.a.), bu âlim sahabilerin önde gelenlerindendir. Kur’an-ı Kerim’i ve sünneti en iyi bilen kişilerden biri olarak ilmi şahsiyeti ile ön plana çıkmıştı. Kur’an ve sünnete dair bildiklerini doğrudan Hz. Peygamber’den öğrenmiş olmanın üstünlüğüyle haklı bir üne kavuşmuştu. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadislerini (sözlerini) en çok rivayet eden (aktaran) yedi kişiden dördüncüsüdür.

Hz. Âişe (r.a.) zekâsı, anlayışı, kuvvetli hâfızası, güzel konuşması, Kur’an-ı Kerîm’i ve Hz. Peygamber’i (s.a.v.) en iyi şekilde anlamaya çalışması gibi vasıfları sayesinde Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yanında müstesna bir mevki (konum) kazandı. Hz. Peygamber (s.a.v.) onun kabiliyetlerinin gelişmesine yardım edince baba evindeki eğitimi, vahyin aydınlattığı Peygamber evinde daha da gelişti, olgunlaştı ve derinleşti. Bilemediklerini, anlayamadıklarını, eksik ve yanlışlarını, hatta Kur’an ile Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadisleri arasındaki kendi anlayışına göre farklılık arz eden hususları Hz. Peygamber’e (s.a.v.) sormak ve onunla müzakere etmek gibi güzel bir alışkanlığı vardı. 

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefatından sonra Hz. Aişe’nin (r.a.) evi tam anlamıyla bir ilim ve irfan ocağı hâline gelmişti. Kadın erkek, büyük küçük birçok kimse gelip kendisini dinlemek suretiyle veya soru sorarak ilminden yararlanıyordu. Sadece şifahi (sözlü) sorulara cevap vermekle yetinmeyen Hz. Aişe (r.a.), muhtelif şehir ve bölgelerde yaşayan Müslümanlardan gelen mektuplar vasıtasıyla sorulan dinî sorulara da cevaplar vermiş, böylece hadislerin ve bazı fıkhî meselelerin yazılmasında öncü olmuştur. 

İslami ilimleri doğrudan Hz. Peygamber’den (s.a.v.) öğrenme imtiyazına sahip olup en çok hadis rivayet eden sahabiler arasında yer alan Hz. Aişe’nin (r.a.), pek çok ilmî meselede kendisine danışılan bir âlim olmasının temelinde, bitmek bilmeyen bir anlama gayretinin yattığı şüphe götürmez bir gerçektir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
2
4
1
0
0
0
4
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.