Hucurât Suresi 11. ve 12. ayetlerinde verilen mesajlar

Hucurât Suresi 11. ve 12. ayetlerinde verilen mesajlar

Hucurât Suresi 11. ve 12. ayetlerinde verilen mesajlar nelerdir, Hucurât Suresi 11. ve 12. ayet meallerini yazımızın devamından okuyabilirsiniz.

“Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (11. ayet.)

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (12. ayet.)

Bu ayetlerde, müminlerin birbirleriyle alay etmesinin çirkinliği üzerinde durulur. Birbirlerine lakap takmamaları emredilir. En büyük toplumsal hastalıklardan başkasının ayıbını araştırmak ve gıybet yasaklanır. İslam ahlakında yerilen bu ve benzeri davranışlar yapıldığında tövbe etmenin önemi üzerinde durulur.

Hucurat Suresi 11 ve 12. ayetler içinde bahsedilen bu kötü davranışların hepsi toplumsal açıdan ve dini açıdan yasaktır. Dinen caiz değildir, haramdır. Birilerini alaya atmak, kötülemek, kötü lakaplar takmak, başkaları hakkında zanda bulunmak, başkalarının kusurlarını ve mahremlerini araştırmak, dedikodu ve gıybet yapmak bu ayetlerde yasaklanmıştır.

Hucurât suresi 11. ayetinin, bir adamın hoşlanmadığı bir lakapla çağrılmasından veya müminlerin annesi Safiyye’ye (r.a.) mümin kadınların; “Yahudi kızı” demesi üzerine nazil olduğu söylenmiştir. (Şamil İslam Ansiklopedisi, C 3, s. 310. ) Hucurât suresi 11. ayette, müminlerin birbirleriyle alay etmesinin çirkinliği üzerinde durulur. Birbirlerine lakap takmamaları emredilir. En büyük toplumsal hastalıklardan başkasının ayıbını araştırmak ve gıybet yasaklanır. İslam ahlakında yerilen bu ve ben-zeri davranışlar yapıldığında tövbe etmenin önemi üzerinde durulur.

İslam’ın Kur’an-ı Kerim’in yol göstericiliği ile kurmuş olduğu üstün insan topluluğunun yüce bir edebi vardır. O toplumda herkesin dokunulmaz bir haysiyeti vardır. Bu haysiyet, o toplumun haysiyetidir. Herhangi bir bireyi ayıplamak bizzat insanın kendisini ayıplaması gibidir çünkü toplumun tümü birdir, bir bütündür ve haysiyeti birdir.

Hucurât suresi 12. ayette ise üç kötü huy ve alışkanlık ele alınmış, etkili bir üslûpla yasaklanmıştır: Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (zan), insanların gizliliklerini araştırmak (tecessüs) ve insanları arkalarından çekiştirmek (gıybet). Gerçeklik ihtimali yüzde ellinin üzerinde bulunmakla beraber kesin olmayan bilgi ve hükme zan denir. Başkalarını suçlamak, aleyhlerinde olacak bir karar almak ve davranışta bulunmak söz konusu olduğunda zanna dayanılamaz, zan şeklindeki bilgi dayanak ve delil kılınamaz çünkü insanlar hakkında sahip olunan zan ve tahminlerin birçoğu isabetsiz olmakta, beklendiğinin, sanıldığının aksi gerçekleşmektedir. Şu var ki, kimsenin aleyhinde olmayan, hakların zayi edilmesi ihtimali bulunmayan alanlarda, kesin bilgi bulunmadığında kuvvetli zan, tahmin ve ihtimale dayalı hükümler ve uygulamalar yasak kapsamına dâhil değildir. Sosyal bilimlerin önemli bir kısmı kesinliğe değil, kuvvetli zan ve ihtimale dayanmaktadır. Sabıkalı olmayan, suç işleme bakımından ciddi şüpheye sebep olacak davranışları bulunmayan bir kimsenin gizlediği bir işini, davranışını, halini araştırmak ve açıklamak ise ayette yasaklanan tecessüs kapsamına girmekte olup İslam ahlakçılarına göre ayıptır, dine göre de caiz değildir, günahtır. Ancak düşmanların Müslümanlar hakkındaki plan, program ve niyetlerini anlamak, zamanında tedbir almayı sağlamak gibi amaçlara yönelik casusluk faaliyeti, bunda zaruret bulunduğu için yasak kapsamına dâhil edilmemiştir. Bir kimsenin gıyabında, arkasından hoşuna gitmeyeceği bilinen bir şeyini konuşmak, başkalarına aktarmak gıybettir ve caiz değildir. Peygamber Efendimize, “Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye soranlar şu cevabı almışlardır: “Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur” (Müslim, “Birr”, 70.) Şu hadis de bu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir: “Zanna kapılmaktan sakınınız, zan en fazla asılsız olabilen haber ve bilgi türüdür. Kulak kabartmayınız, gizlilikleri araştırmayınız, başkalarını kıskanmayınız, öfkenize kapılmayınız, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Bir Allah’ın kulları! Kardeşler olunuz.” (Müslim, “Birr”, 28.) (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C 5, s. 97-98.)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
67
11
41
6
6
35
65
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.