9. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 64-65-66-67-68 Cevapları Ödev Yayınları

9. Sınıf Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 64-65-66-67-68 Cevapları Ödev Yayınları
9. Sınıf Ödev Yayınları Edebiyat Ders Kitabı Sayfa 64, 65, 66, 67, 68 II. Ünite Ölçme Ve Değerlendirme Çalışmaları Cevaplarını yazımızın devamından okuyabilirsiniz.

II. ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI

1-7. sorulan yukarıdaki metne göre cevaplayınız.

1. Sinağrit Baba adlı hikâyeden alman bu parçadan nasıl bir sonuç çıkarılabilir?
Cevap
: Balıkların da duyguları olduğu av olacaklarsa bile kendileri avcılarını seçtiklerini anlıyorum. Elbette hayal ürünü bir şey bu okuduklarım ama yine de bir balığın gözünden dünyaya bakmak keyif vericidir.

2. Yazarın hikâyede bir balığı kahraman olarak seçmesinin sebepleri neler olabilir?
Cevap
: Çünkü bir balığı insan yerine koymuş, balığın da hisleri, fikirleri hatta ölmek için bile bir planı olabileceği gibi enteresan bir anlatıyı yazmıştır. Bence okuru şaşırtmak ve onun ilgisini çekmek için bu şekilde yazmıştır.

3. Bir balık olan Sinağrit Baba’ya “baba” sıfatının verilmesinin sebepleri neler olabilir?
Cevap
: Çünkü balıkların iricelerinden denizin de en eskilerinden olabilir. Böylece bu özelliklerinden dolayı baba lakabını almış olabilir.

4. Yazar siz olsaydınız hikâyeyi nasıl sonuçlandırılınız?
Cevap
: Ben olsam balığın hiç bir oltaya yem olmasını yazmazdım. Özgürce hiç bir tuzağa düşürmeden denizlerde diğer balıklara av olmamanın erdemini anlattırırdım ona.

5. Sinağrit Baba adlı hikâyenin türü ile ilgili neler söylenebilir?
Cevap
: Bu hikaye türü biraz fantastik biraz gerçeküstücü olsa da asıl olarak durum öyküsüdür. Bir balık avından bir kesite dayanmaktadır.

6. Sinağrit Baba adlı metni dil ve anlatım özellikleri açısından inceleyiniz.
Cevap
: Kişileştirmeye bolca başvurulan bu metinde sade olmakla beraber biraz da deniz terimleri kullanılmıştır. Yine de akıcı ve okuru sıkmayan açık bir anlatımı olduğunu söyleyebiliriz.

7. Deminki leylek şimdi yine süzüle süzüle iniyordu. Geldi, geldi, bu sefer büsbütün alçaktan, sanki sürtünürcesine bizimkinin başı ucundan seğirtti. Geçerken biteviye gagasını birbirine vuruyordu. İşte o sırada beklenmedik bir şey oldu. Bizim tüyleri dökük leylek, şöyle bir davrandı, kanat çırpıp havalanmaya yeltendi. Bütün kuvvetiyle çırpındı, çırpındı. Ayakları yerden kesilip bir, bir buçuk metre yükseldi de. Ama hemen akabinde soluna doğru yan yatarak çöplüğe yuvarlanıverdi. Herkes soluğunu kesmiş, onun hareketine bakıyordu. Sakat kanadı üstüne düştüğünden, belli bir şey ki canı fena yanmıştı. Buna rağmen hemen kalktı, doğruldu. Birkaç tüyüne daha mal olan bir çırpınışla üstünün tozunu silkeledi. Sonra hiç bozuntuya vermeden sanki hiçbir şey olmamış, yürürken ayağı sürçüp de sendelemiş gibi, sessiz ve onurlu uzaklaştı.
Haldun Taner, Bütün Hikâyeleri – 3

Haldun Taner’in bu metninden hareketle aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.

a) Hikâyede hâkim bakış açısı kullanılmıştır.
b) İznikli Leylek hikâyenin kahramanıdır.
c) Parçadaki çatışma leyleğin uçmak istediği hâlde bu arzusunu gerçekleştirememesinden kaynaklanmaktadır.

8. Aşağıdaki cümlelerde yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

(D) Olay örgüsü, kişiler, yer ve zaman hikâyenin yapı unsurlarıdır.
(Y) Maupassant tipi hikâyede serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunmaz.
(D) Hikâyede öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimleri kullanılır.
(D) Hikâyede yer alan ana olay etrafındaki olay halkaları olay örgüsünü oluşturur.
(D) Hikâye türü Batı’da XIV. yüzyılda İtalya’da ortaya çıkmıştır.

9. Aşağıdakilerden hangisi durum hikâyesinin özelliklerinden değildir?

A) Günlük yaşamdan bir kesit anlatılır.
B) Merak ve heyecandan çok duygu ve düşünce ağırlıklıdır.
C) Durum hikâyesinin Türk edebiyatındaki önde gelen temsilcilerinden biri Memduh Şevket Esendal’dır.
D) Olay; serim, düğüm, çözüm bölümüne uygun olarak verilir.
E) Durum hikâyesinin ortaya çıkışı olay hikâyesinden sonradır.
Cevap: D

10. Aşağıdakilerden hangisi hâkim bakış açısının özelliklerinden değildir?

A) Anlatıcı olayların içinde yer almaz.
B) Olaylar III. teki! kişi ağzıyla anlatılır.
C) Anlatıcı zaman zaman anlatıma yorumlarını katar.
D) Anlatıcı kahramanların düşüncelerini bilir ve anlatır.
E) Olayları bir kamera tarafsızlığıyla anlatır.
Cevap: E

11. Aşağıdakilerden hangisi hikâyenin özelliklerinden değildir?

A) Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olaylar anlatılır.
B) Okuyucuda estetik zevk uyandırmayı amaçlayan kısa edebî yazılardır.
C) Hikâyede düşündürmekten çok duygulandırmak ve heyecanlandırmak amaçlanır.
D) Olay ve durum hikâyesi olmak üzere ikiye ayrılır.
E) Hikâye türü Batı’da romandan sonra ortaya çıkmıştır.
Cevap: E

12. Yemekten sonra, her akşam yaptığım gibi, güverteye çıkmıştım. Hava ağırdı. Eriyen bir kurşun. Buharını ben soluyordum. Kesik soluyuşumla. Tere batmıştım. Filikaların altında, hiç kimsenin beni görüp tedirgin etmeyeceği bir köşeye sığınmış, serinlemeye çalışıyordum. Ferit Edgü, Leş – Toplu Öyküler Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Özel isim B) Cins isim C) Somut isim
D) Basit yapılı isim E) Türemiş yapılı isim
Cevap: A

13. Sinağrit Baba oltalardan birini kokladı. Bu balıkçı Hristo’dur; kusurlu adam. Gözü açtır onun. İçinden pazarlıklıdır. Evet, fukaradır ama kibirli değildir. Sinağrit Baba fukaralıkta gururu sever. Öteki oltaya geçti. Kokladı. Bu balıkçı Hasan’dır. Geç! Cart curt etmesine bakma! Korkaktır. Sinağrit Baba cesur insandan hoşlanır. Bir başka oltaya başvurdu. Balıkçı Yakup iyidir, hoştur, sevimlidir, edepsizdir, külhanıdır ama kıskançtır. Kıskançları sevmez Sinağrit Baba, geç. Şu olta, hasisin tuttuğu olta. Sinağrit Baba cömertten hoşlanır ama bu oltaya bir başvurmaya değer. Bir başvurdu. Hasis’in oltasının iğnesini dümdüz etti. Sinağrit Baba iğneden kopardığı yarım kolyozu çiğnemeden yuttu. Hasis, oltasını hızla topladı: Yukarıdaki parçada geçen özel isimleri bulup bu isimlerin cümledeki işlevlerini belirtiniz.

Bu parçada geçen özel isimler şunlardır: Sinağrit Baba, Hristo, Hasan, Yakup ve Hasis.

Özel isimler ve işlevleri:

  • Sinağrit Baba: Ana karakter, balıkçıları ve oltaları değerlendiriyor.
  • Hristo: Kusurlu ve gözü açık bir balıkçı karakteri.
  • Hasan: Korkak bir balıkçı karakteri.
  • Yakup: Kıskanç fakat sevimli bir balıkçı karakteri.
  • Hasis: Cimri bir balıkçı karakteri ve oltası Sinağrit Baba tarafından inceleniyor.

14.
( ) Ne zamandan beri bu gemidesiniz ( ) diye sordu ( )
( ) Uzun süredir ( ) dedim ( ) Anımsamadığım kadar uzun süredir ( )
( ) Sakin siz de bu gemide doğmuş olmayasınız. ( )
( ) Hayır ( ) dedim ( ) Ben bir kara parçasında doğdum ( )
Yukarıdaki parçada yay ayraçla gösterilen yerlere uygun noktalama işaretlerini yazınız.

(—) Ne zamandan beri bu gemidesiniz (,) diye sordu (.)
(—) Uzun süredir (,) dedim (.) Anımsamadığım kadar uzun süredir
(—) Sakın siz de bu gemide doğmuş olmayasınız (,) dedi (•)
(—) Hayır (,) dedim (.) Ben bir kara parçasında doğdum (.)

15. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.

A) “Sinağrit Baba iğneden kopardığı yarım kolyozu çiğnemeden yuttu.” cümlesindeki iğneden kelimesi ayrılma durumu eki almıştır.
B) “Sinağrit Baba fukaralıkta gururu sever.” cümlesindeki gururu kelimesi belirtme durumu eki almıştır.
C) “Sinağrit Baba oltalardan birini kokladı.” cümlesindeki birini hem iyelik eki hem belirtme durumu eki almıştır.

16. Aşağıdakilerden hangisi hikâyenin yapı unsurlarından biri değildir?
A) Yer B) Kişi C) Anlatıcı D) Olay E) Zaman
Cevap: C

17. Olay hikâyesinin kurucusu Fransız yazar Maupassant’tır. Bu hikâye türünde olaylar serim, düğüm, çözüm planı içinde anlatılır. Bu tür hikâyenin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisi Sait Faik Abasıyanık’tır. Bu parçadaki numaralanmış yerlerin hangisinde bilgi yanlışı yapılmıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap: E

18. O, yemek masasının muşambası üzerinde sakin ve parlaktı. Güneş, sarı pirinç maddenin üzerinde donakalmıştı. Onu kulplarından tutarak, gözlerinin göremeyeceği bir yere koydu. Kendisi bir sandalyeye çöktü. Bol bol, sessiz bir yağmur gibi ağladı. Ve o evde o, bir daha kaynamadı. Bu parçada aşağıdaki yapı öğelerinden hangisi belirgin dediktir?
A) Zaman B) Mekân C) Olay D) Kişi E) Anlatıcı
Cevap: A

19. Hastalığın ehemmiyetsiz olduğunu söylemesi de manidardı. Ehemmiyetsiz bir hastalığın tedavi ücreti elbette ehemmiyetlisinden daha az olmak lazım gelir. Bir bahçe kirazdan bir tanesini yemeye kıyamayan, mülklerinin gelirini aldıkça sevincinden iğrenç bir surette ağlaşan bu insanlar için bu mantık, gayet tabii görülmeliydi. Bu parçadaki anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Diyalog B) İç konuşma C) Betimleme
D) Ruhsal portre E) Açıklama
Cevap: D

20. Hikâye türü ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) Türün dünya edebiyatındaki ilk örneği Dekameron Hikâyeleri’dır.
B) Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk hikayeler Tanzimat Dönemi’nde yazılmıştır.
C) Hikâye serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur.
D) Konu gerçek hayattan alınabildiği gibi tamamen hayal ürünü de olabilir.
E) Memduh Şevket Esendal olay hikâyesinin önemli temsilcilerindendir.
Cevap: E

21.
I. Kahramanların isteklerinin, özlemlerinin ve tutkularının uyumu çatışmayı doğurur.
II. Hikâyede olay örgüsünü çatışmalar belirler, okurun ilgisini canlı tutar.
III. Tema, yazıldığı dönemin özelliklerini ve zihniyetini yansıtır.
IV. Olay hikâyesinde kahramanların ve çevrenin tasvirine yer verilir.
V. Temanın somutlaşmış hâli konuyu oluşturur.
Hikâye unsurları ile ilgili numaralanmış yargılardan hangisi yanlıştır?
A) I B) II C) III D) IV E) V
Cevap: A

22. Millî Edebiyat Dönemi’nde konuşma dilinin egemen olduğu, tarihî, siyasi ve sosyal konulu hikâyeleriyle yeni bir çığır açtı. Eserlerinde dili sadeleştirdi, sosyal hayatı gerçekçi bir üslupla ele aldı. Bu parçada sözü edilen yazar aşağıdaksierden hangisidir?

A) Memduh Şevket Esendal
B) Ömer Seyfettin
C) Sait Faik Abasıyanık
D) Refik Halit Karay
E) Reşat Nuri Güntekin
Cevap: B

23. Aşağıdaki yazar-eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Reşat Nuri Güntekin-Leyla ile Mecnun
B) Ömer Seyfettin-Mendil Altında
C) Ahmet Mithat Efendi- Letaif-i Rivayet
D) Sami Paşazade Seza\-Küçük Şeyler
E) Memduh Şevket Esendal-Kelepir
Cevap: B

24. Ahırın avlusunda oynarken aşağıda, gümüş söğütler altında görünmeyen derenin hazin şırıltısını duyardık. Evimiz iç çitin büyük kestane ağaçları arkasında kaybolmuş gibiydi. Annem İstanbul’a gittiği için benden bir yaş küçük kardeşim Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmıyorduk. Bu, babamın seyisi yaşlı bir adamdı. Sabahleyin erkenden ahıra koşuyorduk. En sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh’la beraber onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek ne doyulmaz bir zevkti. Haşan korkar, yalnız binmezdi. Dadaruh, onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, ahırı süpürmek, gübreleri kaldırmak en eğlenceli oyundan bile daha çok hoşumuza gidiyordu. Hele tımar… bu, en zevkli şeydi. Dadaruh, eline kaşağıyı alıp işe başladı mı tiki… tık… tık! Tıpkı bir saat gibi… Yerimde duramaz: “Ben de yapacağım”, diye tuttururdum. O zaman Dadaruh beni Tosun’un sırtına koyar, elime kaşağıyı verir: “Haydi yap”, derdi. Bu demir aleti hayvanın üstüne sürer ama o ahenkli tıkırtıyı çıkaramazdım. Ömer Seyfettin, Kaşağı Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Benzetmelerden yararlanılmıştır.
B) Anlatıcı birinci kişidir.
C) İç konuşma tekniğinden yararlanılmıştır.
D) Durum hikâyesi özellikleri taşımaktadır.
E) Hikâyedeki olaylar bir çiftlikte geçmektedir.
Cevap: D

25. Aşağıdaki parçaların hangisinde iç konuşma tekniği kullanılmıştır?

A) Bir süre, sessizce baktı bu ölümü bekleyen yüze. İçi tuhaf bir kaygıyla doldu. Ben ne yaptım? Ah, deli, çılgın kafa. Ne yaptım? Ne düşündüğünü bilmiyordu.
B) Kerim, yatağın içinde, belini doğrultmuş oturuyordu bu kez. Bileklerini, dizlerinin üstünden sarkıtmıştı.
C) Usulca itti babasının yattığı odanın kapısını. Babası, ortalık yerde, yer yatağında, üstünde bir mitil, bütün bedeni bu mitilin altında derin derin soluklanarak yarıyordu.
D) Genç adam, Kerim, yorganını sırtına vurmuş, yerden yapma yatağın içinde bağdaş kurmuş, avuçları çenesine, dirsekleri dizlerine dayalı, taş bir heykel sessizliğinde düşünüyordu.
E) Durgun, küskün bir hava esiyordu odada. Yarım, belki bir saattir uyanık oldukları hâlde, kimse bir ötekine bir tek laf etmemişti.
Cevap: A

13194
3010
12070
1575
2150
1456
2899
👍
👎
😍
😥
😱
😂
😡
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.
7 Yorum