1. HABERLER

  2. ATASÖZLERİ ANLAMLARI

  3. Ağlayanın malı gülene hayır etmez
Ağlayanın malı gülene hayır etmez

Ağlayanın malı gülene hayır etmez

Ağlayanın malı gülene hayır etmez atasözünün anlamı, birinin malını haksızlık ve zulüm ile elinden alan kişi, o malın hayrını görmek şöyle dursun bir yıkıma uğrayarak eyleminin cezasını görür.

Başka kimsenin malını elinden haksız yere ve zulüm içinde alıp haksız kazanç elde etmenin hayrını kimse görmez. Haksızlığa uğrayan kişilerin mağduriyeti er yada geç haksızlığı yapan kişiden çıkar. Kimsenin yanına kâr kalmaz.

Birinin malını haksızlık ve zulüm ile elinden alan kişi, o malın hayrını görmek şöyle dursun bir belaya uğrayarak davranışının cezasını çeker. Ayrıca zülüm veya haksızlıkla elde edilen bir malı satın alan da o malın hayrını görmez.

Atalarımız; uzun tecrübeler sonucu bizlere öğütler ve dersler verecek çok güzel sözler (Atasözü) miras bırakmıştır.

Bir başkasının malını haksızlık ve zulüm ile elinden alan kişi hiçbir surette o malın hayrını göremez. Hayrını görmek şöyle dursun belalara uğrar, yaptığı yanlış davranışların cezasını mutlaka bir gün ya kendi ya da çocukları çeker.

Bir yerde çalışmadan, alınteri dökmeden, yorulmadan şayet bir insana para geliyorsa burada kul hakkı, haksızlık ve zulüm var demektir.

Elbette ki Müslümanın da malı, mülkü, parası olabilir. Mal, müminin yardımcısıdır. Ancak mallar, mülkler alınteri ile kazanılmalıdır. Özellikle helale, harama çok çok dikkat etmelidir.

Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “En güzel rızık helale, harama dikkat edilerek alınteri ile kazanılandır.” Bir başka hadisinde ise Efendimiz, “Helale, harama dikkat ederek çalışıp kazanan kimseyi, Allah (cc) çok sever.”

İncelendiğinde görülecek ki, bir çok enbiya ve evliya hepsi nafakalarını elinin emeği ile temin etmişler; kimileri terzi, kimleri marangoz, kimileri demirci, kimileri de ticaretle iştigal ederek dünya hayatlarını devam ettirmişlerdir. Mesela: Adem (as) ziraat, İdris (as) terzi, Nuh (as) Marangoz, İbriham (as) koyun tüccarı, Davut (as) zırh yaparak, Süleyman (as) Zembil yaparak, Zekeriya (as) ticaret yaparak, Salih (as) pamuk dokuyarak dünyevî hayatlarını devam ettirir, nafakalarını temin ederlerdi. Ahirzaman peygamberi Efendimiz (asm) ise ticaretle iştigal ederdi.

Efendimiz, (asm) bir diğer hadisi şerifinde ise şöyle buyurmaktadır: “Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helaliniı, haramını düşünmeyeceklerdir.” Allah’ın Resulü, “Elinin emeği, alnının teri ile ye. Dinini satıp yeme“ buyuruyor. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.