Aydın UZKAN

Aydın UZKAN

Fabrikasyon insan modeli

Fabrikasyon insan modeli

İnsanlar farklı kavim, kabiliyet ve dillerde yaratılmıştır. Bu farklılık henüz biz dünyada yokken DNA dizilimiyle başladı. Bu hakikate rağmen birileri renkliliği sadece siyah ve beyaz tonlarına indirmeye yeltendi. Güç elde etme ve hakim olma çabası sonucu ötekileri ezme, onları kendi istediği şekle sokma çabasına girdi.

Evrensel ölçekteki bu tektipleştirme planı, tıkır tıkır işliyor. Nesneleştirmeyle başlıyor fabrikasyon insanın inşaası. Akıllar ve kapler, egemenlerce inşa edilmiş bir şablonla sıkıştırılıp töpüleniyor. Zevkleri ve renkleri aynılaştırılan insanlar, mutsuzluk bataklığının içine çekiliyor. Zihinler bloke edilerek, birilerinin doğruları tüm nesillere kodlanıyor.

Geçmişte fiziksel güç ile istediği sonucu elde edemeyen hegemonik güçler, bu defa da ‘toplum mühendisiği` diye bir şey icat ettiler. Bu psikolojik ve sosyolojik şekillendirme sürecinde, toplumdaki her birey bir değişken kabul ediliyor. Manipülasyon ve propaganda ile redleri olmayan bireyler yetiştirmek isteniyor. İnsanlar homojenleştirilip, birbirinin kopyası hayatlar yaşamaya zorlanıyor. Sürüden ayrı düşünüp, itiraz hakkını kullananlar için biçilmiş kaftanlar da hazır. Özgün olanlara, hastalıklı organizma ve aykırı damgası vuruluyor. Tersine yürüyen ve infial yaratanlar kategorisine ekleniyor.

Küreselleşmenin tehlikeli sonuçlarından biride bu. Dünyada düşünceler birbiriyle kaynaşıp marjinal olmaktan uzaklaşıyor. Ayrı soruya herkes aynı cevabı veriyor. Aynılaştırılan insanlar, tek fikriyat etrafında kümeleniyor. Geçmişteki en baskıcı yönetimlerde dahi, tek bir düşünceye sahip olunmadığı gözden kaçırılıyor.

Farklı olanlar ya törpüleniyor yada ötekileştirip baskı altında tutuluyor. Alt kimlikler kapsayıcı bir üst kimlik içinde eritilmeye çalışılıyor. Yerellik aşağılanarak aşırı merkeziyetçi bir yapı inşa edilmeye çalışılıyor. Bir yanlışın tüm doğruları götüreceği safsatasıyla tek tercihe zorlanıyor. Alternatifsizlik girdabıyla korkutuluyor toplum. Kavramlar ve analizler hep aynı kaynaktan besleniyor. Çoğu siyasal sistemin açık ve örtük arzusu da bu zaten.

Gündelik yaşam pratikleri bile kontrol altında. Moda ile tek tip giysi dünyaya egemen oluyor. Herkesin üzerinde aynı renk, aynı desen. Caddeler de yürüyenler, daltonların resmi geçit törenini andırıyor. Her yerde aynı melodiler ve aynı memnuniyetsizlikler. Yığınlar, aynı markalara hücum edip aynı fiyatı ödüyor. Giysilerde kadın erkek ayrımı en alt düzeyde. Unısex denen yörüngede, bir cinsin giydiğini öteki de rahatlıkla giyebiliyor. Fabrikasyon insanlar, hafta sonlarını AVM’lerde, boş zamanlarını sosyal ağlarda geçiriyor. Popüler kültür ile ateşe odun taşınıyor.

Vincent van Gogh’un “Ayçiçekleri” tablolarında sarının onlarca tonunu kullanarak birçok duyguyu ifade ettiği hakikati perdeleniyor. Çoğunluk aynı kanala odaklanıp, oradaki haberden besleniyor.Aynı dizileri izleyip aynı acıyı ve sevinci yaşıyor. Aynı müziği dinleyip aynı dansı yapıyor. Farklı menülerle beslenenler, aynı diyete maruz bırakılıyor. Pompalanan hayat tarzından başka alternatifleri düşünemeyen bireyler, çarkın içinde kaybolup gidiyor. Çoğunluk tarafından onaylanma arzusu, insanların kendine özgü özelliklerini yitirmesine sebep oluyor. Grileştikçe silikleşiyor insan.

Her ideolojik güç, iktidarını teminat altına alabilmek için eğitim yolunu sistemlice kullanıyor. Bu nedenle öğrenciler, fabrikasyon insan modeliyle, eleştirisiz, ezberci ve kalıplar içinde düşünmeye yönlendiriliyor. Çocuklar, yozlaştırıcı ve ifsat edici simgelerle, kıyafetlerinden okul çantalarına, oyun ve oyuncaklarına kadar bu kuşatmanın altında. Gençler ve yetişkinler ise ‘’dönüşüm kodları’’olan spor, televizyon, moda ve diğer negatif unsurlarla uyuşturularak, onlar için altın yumurtlayan bir tavuğa dönüştürülüyor.

Dijital çağın hakimleri, gelişen teknolojiyle beraber, sorgulamayan, cinsiyetsiz ve fabrikasyon insan modelini vitrine daha rahat sürüyor. Hayatını aşa,işe ve maaşa endeksleyerek yaşayan ve ekran karşısında sosyalleşenler için bir sorun yok zaten. Fakat hakim unsurun değerleri hakim olsun diye sürü psikolojisi ile eğitilmiş bireylerin bunlardan başka varacağı menzilde yok. Zira standartlar, seri üretim mantığında insanı aptallaştırır. Benden söylemesi !

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.
Aydın UZKAN Arşivi