Kar sesi

Kar yağıyor. Lambaları kapattım, pencereden kar'ın sesini dinliyorum.

Dışarıda ipek yumuşaklığında bir aydınlık var..
Gecenin karanlığını kendi rengine boyamış kar.
 
Böyle demiş şair: "Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum." (N. Hikmet)
 
Alnımı cama yapıştırdım bir müddet öylece seyre daldım.
Çocukluğumdaki kış manzaralarını,Taşköprü'yü, Çay mahalleyi,mahallemizin arkasındaki karla kaplı tarlaları, başbaşa vermiş evlerimizin çatılarında uçuşan kar tanelerini seyrettim..

Ve kış gecelerini..

Babamın baş köşede oturduğu sediri.
Sedirden kar yağışını seyre koyulduğumu.
Sokaklara dökülen çocukların çığlığını, onların arasına karışan ablaların annelerin bağırmalarını hatırlıyorum...
 
Televizyonların henüz aileleri esir almadığı, sohbet ve muhabbetlerin canlı olduğu, büyüklerin sözünün kesilmediği kış gecelerini.
Babamın radyosunda çalan türkülerini, sohbetlerini, hikayelerini..
 
Annemin odun kömüründe mısır patlatmasını. Patlayan mısırın kokusunu, patırtısını hatırlıyorum...
 
Çıtır çıtır yanan odun sobamızın sesini de işitiyorum...
Halen o ibriklerin cızırtısını, rüzgarın uğultusunu,
Ve bir de Paşaköyünden, Ethem Köyünden gelen köpeklerin çokmasını duyuyorum....
 
Bu seslerin eşliğinde ahşap tavanlara yansıyan ateşin ışıltılarını seyrederek yorganıma büründüğüm kış gecelerini düşlüyorum..
 
Şimdi çok uzaklardayım,
Varşova'da kar yağıyor bu gece.
Lambayı söndürüp yorganıma bürülenmek istiyorum, çocukluğumdaki gibi.
 
O sesleri, o manzarayı arıyorum.
Ama ne uzaklardan bir köpek çokması, ne de bir rüzgar uğultusu geliyor..
 
Yahya Kemal'in (Varşova'daki yazdığı kar şiirinde) dediği gibi dışarıda sadece "kar sesi" var..
 
Babam gibi radyoyu açtım, bu sesliği dağıtmak için..
Ali Ekber Çiçek'ten bir türkü çalıyor radyo: Kalın ve tok bir ses:"Yolumuz gurbete düştü hazin hazin ağlar gönül" diyor..
İçimdeki gurbeti ve hasreti iyice derinleştiriyor..

Babamın yokluğu, annemin uzaklığı, memleket hasreti bir kez daha depreşiyor.

"Ben bu derde nerden derman bulayım, meğer dost elinden ola çaresi" (Pir Sultan Abdal/Ali Ekber Çiçek)
 
"Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu;
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu."
Y.Kemal'in bu dizelerini okuyup yorganımı çekiyorum başıma.
 
Belki uykuda tekrar buluşurum o eski zamanlarla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.